Āṇḍāḷ

śrīḥ śrīmatē rāmānujāya namaḥ śrīmad varavaramunayē namaḥ śrī vānācala mahāmunayē namaḥ

Guru Paramparai

<< Periyāḻvār

Tirunakṣatram’ı: Tiruvāḍi, Pūram

Avatārasthalam’ı: Śrīvilliputtūr

Ācāryan’ı: Periyāḻvār

Eserleri: Tiruppāvai, Nācciyār Tirumoḻi

Periyavāccān Piḷḷai, Tiruppāvai için yazdığı tefsirde (6000 Paḍi Vyākhyānam), Āṇḍāḷ’ın diğer Āḻvār’lara olan üstünlüğünden önce bahseder. Farklı kategorilerdeki jīvātmā’lardan bahsedip onları titizlikle ayırt eder:

  • Saṃsārī’ler (dehātmābhimāni’ler — yani bedeni “ben” sananlar, maddi zevklerin peşinden koşanlar) ile ātma svarūpam’ın (ruhun asıl doğasının) farkına varmış ṛṣi’ler arasındaki fark, küçük bir taşla bir dağ arasındaki fark gibidir.
  • Kendi çabalarıyla bilgiye ulaşan ve her an mevkilerinden olabilecek ṛṣi’ler ile Emperumān tarafından kutsanmış ve tamamen berrak olan Āḻvār’lar arasındaki fark da aynı şekilde küçük bir taşla bir dağ arasındaki fark gibidir.
  • Bazen kendi tecrübelerinin tadını çıkarmaya (svānubhavam), bazen de maṅgaḷāśāsanam’a odaklanan diğer Āḻvār’lar ve sadece maṅgaḷāśāsanam’a (yani sürekli Bhagavān’ı mutluluğu / iyiliği için kutsamaya) odaklanan Periyāḻvār arasındaki fark da benzer olarak bir taşla bir dağ arasındaki fark gibidir.
  • Periyāḻvār ve Āṇḍāḷ arasındaki fark da yine bir taş ve bir dağ arasındaki fark gibidir. Bunun sebebi ise:
    • Tüm Āḻvār’lar Emperumān tarafından kutsanıp, saṃsārī’leri uykularından uyandırırlar (yani onlara Emperumān hakkında bilgiler verirler). Fakat Āṇḍāḷ, Bhūmi Pirāṭṭi’nin bir avatāram’ı olarak, kendisi Emperumān’ı uykudan uyandırıp O’na herkesi koruma vazifesini hatırlatır. Nampiḷḷai’nin Tiruviruttam ve Tiruvāymoḻi Vyākhyānam’larında belirtmiş olduğu gibi, Āḻvār’lar önceden saṃsārī iken Emperumān tarafından ilahi bilgiyle kutsanmışlardır – fakat Āṇḍāḷ zaten bir nityasūri ve Emperumān’ın divya mahiṣī’lerinden (kutsal hanımlarından) olan Bhūmi Pirāṭṭi’nin kendisidir. Periyavāccān Piḷḷai de aynısını belirtmiştir.
    • Bir kadın olan Āṇḍāḷ’ın (erkek tirumēni’sine sahip olan diğer Āḻvār’lardan ziyade) Emperumān’la karı/koca ilişkisini tecrübe etmesi daha doğaldır. Bunun yanı sıra, onun Emperumān’a olan sevgisinin diğer tüm Āḻvār’larınkinden çok daha üstün olduğu kabul edilir.

Piḷḷai Lokācāryar, Śrīvacana Bhūṣaṇa Divya Śāstram’ın belli sūtram’larında Āṇḍāḷ’ın ihtişamından bahseder. Bir kısmını burada ele alalım:

  • Sūtram 238 – brāhmaṇottamārāna periyāḻvārum tirumagaḷārum gopajanmattai āsthānam paṇṇinārgaḷ. Bu kısımda, Piḷḷai Lokācāryar bhāgavata’ların (varṇam, doğumları vb. bakılmaksızın) yüceliğinden bahseder. Burada Piḷḷai Lokācāryar; yüce şahsiyetlerin, Emperumān’ı hakkıyla idrak etmek ve O’na hizmet sunabilmek için elverişli olan farklı suretlerde vücut bulmayı nasıl arzuladıklarını hatırlatarak sayısız örnek verir. Bu sūtram’da, büyük brāhmaṇa ailelerinde dünyaya gelmiş olmalarına rağmen Periyāḻvār ve Āṇḍāḷ’ın Vṛndāvana’da çoban olarak dünyaya gelmek istediklerinden bahsedilir. Özellikle Āṇḍāḷ, Emperumān’ı mutlu edecek hizmetlerde bulunmanın (kaiṅkaryam) en üstün amaç olduğunu, hangi biçimde olursa olsun bu hizmeti takdir edip arzulamak gerektiğini göstermiştir.
  • Sūtram 285 – koḍuttuk koḷḷādē koṇḍatukkuk kaikkūli koḍukkavēṇum. Bu kısımda, Piḷḷai Lokācāryar birinin nasıl kaiṅkaryam’da bulunması gerektiğini anlatmaktadır. Sūtram 238’de Piḷḷai Lokācāryar birinin Emperumān’ı mutlu edecek kaiṅkaryam’ları arzulaması gerektiğinden bahsetmiştir. Bu sūtram da onun devamı niteliğindedir. Bir önceki sūtram’da (284), Piḷḷai Lokācāryar kaiṅkaryam’ın herhangi bir sonuç beklentisi olmadan yapılması gerektiğini belirtir – yani başka bir amaç için kaiṅkaryam’da bulunmamalıyız. Ele aldığımız sūtram’da da Piḷḷai Lokācāryar, kaiṅkaryam’da bulunmak, Emperumān mutlu olduğunda ise daha da kaiṅkaryam yapmak gerektiğini söylemiştir. Māmunigaḷ, bu konuyu Āṇḍāḷ’ın sözleri yoluyla güzelce açıklamıştır. Āṇḍāḷ, Nācciyār Tirumoḻi’de (9.7) “inṟu vandu ittanaiyum ceydiḍapperil, nān onṟu nūṟu āyiramāgak koḍuttu pinnum āḷum ceyvan” (இன்று வந்து இத்தனையும் செய்திடப்பெரில், நான் ஒன்று நூறு ஆயிரமாகக் கொடுத்து பின்னும் ஆளும் செய்வன்) demiştir. Bundan önceki pāsuram’da Tirumāliruñcōlai Aḻagar’a 100 tabak tereyağı ve 100 tabak tatlı pirinç sunmak istediğini dile getirmiş, bu pāsuram’da ise Āṇḍāḷ, Emperumān’ın O’na sunulanları kabul ettiğini görmekten mutlu olacağını, bundan dolayı O’na minnettarlığını göstermek için daha da fazla şeyler sunacağını ve buna (hiçbir zaman O’nun mutluluğu dışında bir şey arzulamayarak) hep devam edeceğini söyler. Āṇḍāḷ böylece pāsuram’larında hep Sampradāya’mızın en üstün ilkelerini kolayca aktarmaktadır.

Āy Jananyācāryar’ın Tiruppāvai’ye yazmış olduğu 2000 Paḍi ve 4000 Paḍi olmak üzere iki tefsiri (vyākhyānam) vardır. Bunların giriş kısmında (avatārikai) Tiruppāvai’nin (ve böylece Āṇḍāḷ Nācciyār’ın) görkemini zarifçe göstermiştir. Burada Emperumānār’ın śiṣyalarının ondan Tiruppāvai üzerine bir sohbet (upanyāsam) vermesini ve derin manalarını izah etmesini istedikleri bir olaya dikkat çekmiştir. Emperumānār, “Tiruppallāṇḍu’yu açıklayıp dinleyecek çok kişi bulabilirsiniz fakat Tiruppāvai’yi değil.” demiştir. Bu sözüyle, Periyāḻvār’ın Tiruppallāṇḍu’yu Emperumān’a, fakat Āṇḍāḷ’ın Tiruppāvai’yi Bhāgavata’lara maṅgaḷāśāsanam olarak sunduğuna dikkat çekmiştir. Emperumān’dansa Bhāgavata’lara yönelmek daha nadir ve üstündür. Bundan dolayı Tiruppāvai’yi çok az kişi hakikaten anlayabilir. Emperumānār aynı zamanda “Erkekler Tiruppāvai’yi ne açıklamak ne de duymak için nitelikli değildir” demiştir. Biri Āṇḍāḷ’ın kalbini ve Tiruppāvai’nin derin manalarını kavrayabilmek için, bir hanımefendi nasıl kocasına bağlıysa – Emperumān’a karşı aynı derecede bağlılığa sahip olmalıdır. Burada “erkek” kavramıyla bu bağlılığa sahip olmayan kişiler kastedilmiştir. Ayrıca Emperumānār, “Kadınlar arasında bile, sürekli Emperumān’ı tecrübe etmek isteyen (ve buna nail olan) Pirāṭṭi’leri bile Tiruppāvai’yi ne açıklayabilir ne de anlayabilir. Āḻvār’ların sahip oldukları tüm iyi özellikleri kendinde toplayan Āṇḍāḷ, Tiruppāvai’yi açıklayıp duymak için nitelikli olan ve doğru bhāvam’ı (gönlü) taşıyan tek kişidir.” diye söylemiştir. Āṇḍāḷ ve Tiruppāvai’nin görkemi bu denli büyüktür.

Māmunigaḷ da Upadeśa Rattina Mālai’nin 22, 23 ve 24’üncü pāsuramlarında Āṇḍāḷ’ın görkeminin tadını çıkarır:

  • 22’nci pāsuramda, Āṇḍāḷ’ın Paramapadam’daki sefadan vazgeçip bize şefkatinden bu saṃsāram’a inişini ve Periyāḻvār’ın kutsal kızı oluşunu hatırlayıp derinden duygulanır. Nehirde çocuğunun boğulmakta olduğunu görünce o da nehre atlayan bir anne misali, Āṇḍāḷ herkesin annesi olarak saṃsāram’daki bizleri kurtarmak için saṃsāram’a iner.
  • 23’üncü pāsuramda, nasıl Āṇḍāḷ’a denk kimse yoksa, onun bu dünyaya geldiği gün olan “Tiruvāḍi Pūram” gününe denk bir günün de olmadığını söyler.
  • 24’üncü pāsuramda, Āṇḍāḷ’ın “añju kuḍi’nin kızı” olduğunu (yani Āḻvār’ların hanedanından geldiğini) ve onun eylemlerinin diğer Āḻvār’larınkinden bile katbekat üstün olduğunu, Emperumān’ı çok genç yaştan sevmeye başladığını söyler. Piḷḷai Lokām Jīyar, yazdığı vyākhyānam’da “añju kuḍi” tabirinin farklı manalarına dikkat çekmiştir:
    • Öncelikle tüm Āḻvār’ların mensup olduğu hanedandan gelen kişi manasına gelir. Parīkṣit’in Pāṇḍava’ların veliahtı oluşu gibi, Āṇḍāḷ da Āḻvār’ların veliahtıdır.
    • Bir diğer manası da “prapanna kulam’ın (Bhagavān’a sığınmış olanlar ailesinin) bir parçası olan Āḻvār’ların soyundan gelen”dir.
    • Aynı zamanda “her daim Emperumān için endişelenen ve O’na maṅgaḷāśāsanam’larını sunan Periyāḻvār’ın soyundan gelen” anlamına da gelmektedir.

Āṇḍāḷ aslında tamamen ācārya niṣṭhai’dedir. (Henüz kişi başlangıçtayken Emperumān’a bağlı kalıp O’nun hizmetkarlarına pek yönelmez. En üstün seviyede kişi Emperumān’dansa Emperumān’ın hizmetkarı olan Ācārya’yı her şeyi olarak görüp tümüyle ona adanır. Buna “ācārya niṣṭhai” denir.) Āṇḍāḷ’ın Emperumān’a bu kadar bağlı olmasının, O’na sevgi dolu övgüler yazmış olmasının sebebi aslında Periyāḻvār’ın O’na olan bağlılığıdır. Āṇḍāḷ’ın asıl arzuladığı şey babası (ve Ācārya’sı) Periyāḻvār’a hizmet etmektir. Belli sözlerden bunun farkına varabiliriz:

  • Nācciyār Tirumoḻi’de (10.10), Āṇḍāḷ: “villipuduvai viṭṭucittar taṅgaḷ tēvarai vallaparicu varuvipparēl adugāṇḍumē”, yani “Eğer ki Periyāḻvār pek sevdiği Emperumān’ı buraya gelmeye ikna edebilirse o da (Āṇḍāḷ) O’na tapacaktır.” demiştir.
  • Upadeśa Rattina Mālai eserinde Māmunigaḷ önce 10 Āḻvār’dan, sonrasındaysa Āṇḍāḷ, Madhurakavi Āḻvār ve Emperumānār’dan birlikte bahseder. İlk 10 Āḻvār Emperumān’a, fakat Āṇḍāḷ, Madhurakavi Āḻvār ve Emperumānār Emperumān’ın hizmetkarlarına adanmışlardır. Her 3’ü de ācārya niṣṭhar oldukları için Māmunigaḷ onları birlikte anmıştır.

Bunun ışığında şimdi Āṇḍāḷ’ın hikayesini öğrenelim.

Āṇḍāḷ, bugün Nācciyār tapınağının bulunduğu Śrīvilliputtūr’da, bir tuḷasī (kutsal fesleğen) sunağının yanında doğmuştur. Tıpkı Janakarāja’nın sabanla tarlayı sürerken Sītā Pirāṭṭi’yi bulması ve ona “saban izi” manasına gelen “Sītā” ismini vermesi gibi, Periyāḻvār da Bhūmi Pirāṭṭi’nin avatāram’ı olan Āṇḍāḷ’ı tuḷasī sunağının yanında bulup ona (tuḷasī çiçeklerinden çelenk yapılıp Emperumān’a sunulduğu için) “çelenk” manasına gelen “Kōdai” ismini vermiştir.

Periyāḻvār’ın sürekli Emperumān’ın ilahi līlā’larının anlatısını dinleyerek büyür. Periyāḻvār ayrıca her gün Vaṭapatraśāyī Emperumān için çelenk yapıp O’na sunar. Āṇḍāḷ Emperumān’a derinden bağlanır ve bir başkasıyla değil O’nunla evlenmek ister. Bir gün, Periyāḻvār yokken Āṇḍāḷ Emperumān için hazırlanmış bir çelengi alıp üstünde dener. Çelengin kendisine yakışıp yakışmadığını, Emperumān’a uygun olup olmayacağını görmek ister, sonra da yerine koyar. Periyāḻvār döndüğünde çelengi alıp Emperumān’a sunmak üzere tapınağa götürür. Bu bir süre devam eder. Fakat bir gün Periyāḻvār Āṇḍāḷ’ın çelengi daha Emperumān’a sunulmamışken kendine taktığını görür. Periyāḻvār bunu görünce büyük pişmanlık hisseder ve o günkü çelengi Emperumān’a götürmez. O gece Emperumān Periyāḻvār’ın rüyasına girip ona neden o gün çelenk getirmediğini sorar. Āḻvār, çelengin henüz O’na sunulmadan evvel Āṇḍāḷ tarafından takıldığını, bu sebeple artık sunulmaya layık olmadığını ve çelengi bu yüzden getirmediğini ifade eder. Ancak Emperumān derhal karşılık verir; bizzat Āṇḍāḷ’ın takmış olduğu o çelenklerin Kendisi için çok daha kıymetli olduğunu, zira onların Āṇḍāḷ’ın bhakti’sinin (adanmışlığının) o eşsiz kokusunu taşıdığını buyurur. Bunu duyan Āḻvār sevinçle dolar ve bu vesileyle Āṇḍāḷ’a olan bağlılığı ve sevgisi daha da artar. Artık çelenkleri her gün ilk Āṇḍāḷ’a takması için verip, sonra Emperumān’a sunar.

Āṇḍāḷ Nācciyār Emperumān’ın kutsal eşi Bhūmi Pirāṭṭi’nin bir enkarnasyonu olduğu için doğuştan parama bhakti’ye (en üstün adanmışlığa) sahipti. Onun Emperumān’a bağlılığı tüm diğer Āḻvār’larınkini aşacak düzeydedir. Bu sebepten dolayı Emperumān’dan ayrı kalmaya dayanamayıp O’nunla evlenmenin yolunu bulmak ister. Kaṇṇan Emperumān rāsakrīḍā esnasında ortadan kaybolduğunda O’nun aktivitelerini taklit eden gopī’ler (çoban kızlar) gibi o da Vaṭapatraśāyī’yi Kaṇṇan Emperumān, tapınağı Nandagōpar’ın tirumāḷigai’si, Śrīvilliputtūr’u Tiruvāyppāḍi (Gokulam), arkadaşlarını da gopī’ler olarak düşünüp Tiruppāvai’yi söylemeye başlar.

Āṇḍāḷ, muazzam eseri Tiruppāvai’de şu derin hakikatleri eşsiz bir zarafetle açıklar:

  • prāpyam ve prāpakam: Hem nihai gayenin (prāpyam) hem de bizi o gayeye ulaştıran yegâne vasıtanın (prāpakam) yalnızca Emperumān olduğunu gösterir.
  • śiṣṭācāram (pūrvācārya anuṣṭhānam): Bir Śrīvaiṣṇava’nın uyması ve kaçınması gereken kurallardan, bütünüyle geçmişteki ācārya’ların örnek yaşantısı (pūrvācārya anuṣṭhānam / śiṣṭācāram) temelinde bahseder.
  • bhagavad anubhavam: Emperumān’ın ilahi tecrübesinin bireysel (ve bencilce) değil, adananlardan oluşan bir toplulukla birlikte idrak edilmesi gerektiğini gösterir. Nitekim o, Kaṇṇan Emperumān’ın huzuruna çıkarken kendisine yoldaşlık etmeleri için 10 gopī’yi uykularından uyandırır ve onlarla birlikte Emperumān’a gider.
  • Emperumān’ın hizmetkarlarına sığınma: emperumān’ın ilahi huzuruna varmadan evvel; dvārapālaka’lar (ilahi kapı muhafızları), Balarāman, Yaśodhai ve Nandagopan gibi O’na en yakın aḍiyār’ların (kulların) rızasını alıp onların himayesine sığınmamız gerektiğini öğretir.
  • puruṣakāram: emperumān’a yönelmeden önce daima Pirāṭṭi’nin şefaatine ve eşsiz arabuluculuğuna (puruṣakāram) başvurmamız gerektiğini öğütler.
  • maṅgaḷāśāsanam: O’na her daim maṅgaḷāśāsanam (yüce methiyeler ve hayır duaları) sunmamız gerektiğini belirtir.
  • kaiṅkaryam arzulamak: O’ndan daima bizlere kaiṅkaryam lütfetmesini dilememiz gerektiğini vurgular. Zira bir jīvātmā’nın (ruhun) Emperumān’dan sunduğu kaiṅkaryam’ını kabul etmesini istemesi, onun svarūpam’ının (hakiki doğasının) tabii bir gereğidir ve bu yüzden kaiṅkaryam için durmaksızın dua edilmelidir.
  • Emperumān’ın upāyam oluşu: Bu kaiṅkaryam’a erişmek için yegâne vasıtanın (upāyam) bizzat O’nun lütfu olduğunu; O’nun değil şahsi çabalarımızın upāyam olduğunu biraz bile olsun düşünmememiz gerektiğini öğütler
  • kaiṅkaryam’ın karşılıksız oluşu: Kaiṅkaryam’ın sadece O’nun mutluluğu için yapılması gerektiğini, karşılığında herhangi bir şeyin istenmemesi gerektiğini de bize gösterir.

Tiruppāvai’yi söylemesine rağmen, Emperumān halen Āṇḍāḷ’a görünüp onu yanına almamıştı. Āṇḍāḷ, bunun yol açtığı dayanılmaz üzüntüden Nācciyār Tirumoḻi‘de Emperumān’a seslenir. Sampradāya’mızın birçok değerli ilkesi Nācciyār Tirumoḻi’de izah edilmiştir. Birinin Nācciyār Tirumoḻi’yi duymaya veya okumaya başlaması için dahi pek ileri bir olgunluğa sahip olması gerektiği kabul görür. Bu eserde “māniḍavarkkenṟu pēccuppaḍil vāḻagillēn” yani “Eğer ben bunu duymasam da, beni Emperumān’dan başkasıyla evlendirmenin bahsi dahi geçerse derhal bu bedeni terk ederim!” demiştir. “Vāraṇam Āyiram” diye başlayan padigam’da (9.6) Emperumān ile evliliğini hayal eder. Periyāḻvār Āṇḍāḷ’a arcāvatāra’ların vaibhavam’ından (Bhagavān’ın tapınaktaki halinin görkeminden) bahsedince, Āṇḍāḷ Tiruvaraṅganāthan’a derinden bağlılık duymaya başlar. Āḻvār da kaygıyla Āṇḍāḷ’ın arzusunun nasıl yerine gelebileceğini düşünmeye başlar. Bir gün Tiruvaraṅganāthan Periyāḻvār’ın rüyasına girip ondan Āṇḍāḷ’ı Śrīraṅgam’a getirmesini, onunla evlenmek istediğini söyler. Āḻvār bundan büyük mutluluk duyar. Bu sırada Śrī Raṅganāthan, Āṇḍāḷ’ı getirtmek için Śrīvilliputtūr’a hizmetkarlarıyla birlikte güzel bir tahtırevan, cāmaram ve şemsiye gönderir. Vaṭapatraśāyī’nin rızasını aldıktan sonra Āḻvār, Āṇḍāḷ ile birlikte tahtırevana biner ve görkemli bir alay eşliğinde Śrīraṅgam’a doğru yola koyulur.

Güzelce süslenen Āṇḍāḷ, Śrīraṅgam’a geldikten sonra tahtırevandan iner. Tapınağa ve sonunda Periya Perumāḷ’ın bulunduğu en iç mekana (garbhagṛha) girer. Orada Emperumān’ın nilüfer ayaklarına dokunur. Sonra bir anda ortadan kaybolur ve kutsal Paramapadam’a ulaşır.

Bu olaya şahit olan herkes hayranlık içinde Periyāḻvār’a övgüler sunmaya başlar. Akabinde Periya Perumāḷ, Periyāḻvār’ın Samudrarāja misali Kendisinin kayınpederi olduğunu buyurur ve onu büyük bir şerefle lütuflandırır. Nihayetinde Periyāḻvār, Vaṭapatraśāyī Emperumān’a sunduğu o değerli kaiṅkaryam’larını sürdürmek için Śrīvilliputtūr’a döner.

Āṇḍāḷ’ın sonsuz ihtişamını sayısız kez (en azından yılda bir, Mārgaḻi ayında) dinlemiş olsak da; bu menkıbeleri her duyduğumuzda veya okuduğumuzda bize daima yepyeni gelir. Onun yaşantısında ve prabandham’larında, her okuyuşumuzda yeniden keşfettiğimiz sayısız ilahi hakikat gizlidir.

Āṇḍāḷ’ın ve Tiruppāvai’nin asıl yüceliğinin bir nebzesini dahi idrak edebilmek adına, bu yazımızı Bhaṭṭar’ın değerli sözleriyle sonlandırabiliriz: Bhaṭṭar, her gün Tiruppāvai’nin 30 pāsuram’ını okumamız gerektiğini söyler. Eğer bu mümkün değilse, en azından “ciṟṟam ciṟugālē” diye başlayan pāsuram’ı her gün okumamız gerektiğini öğütler. Eğer bu da mümkün değilse, biri hiç değilse Tiruppāvai’ye kalpten bağlı olan Bhaṭṭar’ı düşünebilir. Onu düşünmek bile Emperumān’ı hoşnut edecektir. Tıpkı bir şefkatli ineğin, içi samanla doldurulan bir buzağı derisinden yapılmış cansız bir sureti gördüğünde dahi süt vermeye başlaması gibi; Emperumān da bizim en azından Bhaṭṭar’ın Tiruppāvai’ye olan bağlılığını hatırladığımızı, yahut bir pāsuram veya otuz pāsuram okuduğumuzu gördüğünde – yeter ki Āṇḍāḷ ile aramızda ufak bir bağ (sambandham) bulunsun – bizi o koşulsuz merhametiyle lütuflandıracaktır. Zira Āṇḍāḷ (Bhūmi Pirāṭṭi olarak), Varāhan Emperumān’dan tam da bunu arzu etmiştir. Āṇḍāḷ, bize duyduğu saf merhametten bu saṃsāram’a gelmiş, Tiruppāvai şarkısını söylemiştir ki Emperumān’ın ilahi lütfuna nail olalım, bu saṃsāram’ın acılarından kurtulalım ve biz de Paramapadam’da ebedi bhagavad anubhavam ve kaiṅkaryam’a (Emperumān’ı tecrübe etmeye ve O’na hizmetler sunmaya) erişelim.

Āṇḍāḷ’ın Taniyan’ı

nīḷā tuṅga stanagiri taṭī suptam udbodhya kṛṣṇam |
pārārthyaṃ svaṃ śruti śata śiras siddham adhyāpayantī ||
svociṣṭāyāṃ sraji nigalitaṃ yābalāt kṛtya bhuṅkte |
godhā tasyai nama idam idaṃ bhūya evāstu bhūyaḥ ||

“Nīḷā Devī’nin dağları andıran sinesinde uykuya dalmış Kṛṣṇa’yı uyandıran, (Veda’ların en ulu sırrı olan) pāratantryam hakikatini (bütünüyle Emperumān’a ait oluşunu) O’na ilan eden, kendi taktığı çiçek çelengiyle O’nu sımsıkı kendine bağlayıp O’nun ilahi tecrübesini yaşayan Godā’ya (Āṇḍāḷ) tekrar tekrar secde ederim.”

Āṇḍāḷ’ın arcāvatāra anubhavam’ı için “http://ponnadi.blogspot.in/2012/10/archavathara-anubhavam-andal-anubhavam.html” yazısına göz atabilirsiniz.

— Orijinali Sri Sarathy Svami’nin lütfudur: https://acharyas.koyil.org/index.php/2012/12/16/andal-english/

adiyen raghava ramanuja dasan

Kaynaklar: Vyākhyānam’lar, 6000 Paḍi Guru Paramparā Prabhāvam

Prameyam (hedefimiz) – https://koyil.org
Pramāṇam (kutsal metinlerimiz) – http://granthams.koyil.org
Pramāthā (hocalarımız) – https://acharyas.koyil.org
Śrīvaiṣṇava eğitim/çocuk portalı – http://pillai.koyil.org