Tirumaḻisai Āḻvār

śrīḥ śrīmatē rāmānujāya namaḥ śrīmad varavaramunayē namaḥ śrī vānācala mahāmunayē namaḥ

Guru Paramparai

<< Mudalāḻvārgaḷ

Tirunakṣatram’ı: Tai, Magam

Avatārasthalam’ı: Tirumaḻisai (Mahīsāra Kṣetram)

Ācāryan’ı: Viṣvaksenar, Pēyāḻvār

Śiṣya’ları: Kaṇikaṇṇan, Dṛḍhavratan

Paramapadam’a Erdiği Yer: Tirukkuḍandai

Eserleri: Nānmugan Tiruvandādi, Tiruccanda Viruttam

Māmunigaḷ, Tirumaḻisai Āḻvār’ı śāstram’ın özünü (yani sadece Śrīman Nārāyaṇan’ın tapılmaya değer olduğunu, diğer devatā’larla herhangi bir ilişkimizin olmaması gerektiğini) mükemmelce bilen biri olarak tanımlar. Māmunigaḷ Āḻvār’dan bahsederken “berrak zihin” manasına gelen “tuyya madi” sözünü kullanır. Piḷḷai Lokām Jīyar, Āḻvār’ın “berraklığının” burada onun Śrīman Nārāyaṇan dışında diğer hiçbir devatā’nın paratvam’ının (Mutlak Kudret) olmadığını kavraması ve buna dair şüpheleri bizden yok etmesi olduğunu belirtir. Birçok pāsuram’ında Āḻvār, Śrīvaiṣṇava’ların anya devatā’lara doğru nasıl davranması gerektiğinden bahseder. Örneğin:

  • Nānmugan Tiruvandādi, 53 — tiruvillāt tēvarait tēṟēlmin tēvu (திருவில்லாத் தேவரைத் தேறேல்மின் தேவு) – Śrī Mahālakṣmī’yle bağlantısı olmayanları tapılmaya layık bir devatā olarak görme.
  • Nānmugan Tiruvandādi, 68 — tiruvaḍi taṉ nāmam maṟandum puṟandoḻā māndar (திருவடி தன் நாமம் மறந்தும் புறந்தொழா மாந்தர்) – Eğer ki sarvasvāmi olan (tüm varlıklara hükmeden) Śrīman Nārāyaṇan’ı unutursalar bile, (Śrīvaiṣṇava’lar) başka bir devatā’ya tapmazlar.

Hem Periyavāccān Piḷḷai hem de Nampiḷḷai, Nānmugan Tiruvandādi’ye yazdıkları vyākhyānam’ların (tefsir) giriş kısmında Tirumaḻisai Āḻvār’ın Emperumān’ın En Yüce Hakikat ve diğer devatā’ların sınırlı varlıklar olduğuna dair şüpheleri herkesin zihninden temizlediğini güzel sözlerle açıklar.

Periyavāccān Piḷḷai’nin açıklaması:

Mudalāḻvār’lar Emperumān’ın tecrübe edilip tadı çıkarılacak tek Kişi olduğunu sağlamlaştırırlar. Tirumaḻisai Āḻvār da bu süreçte ortaya çıkan yabani otları (şüpheleri, vb.) yok eder. Diğer devatā’ları Īśvara (Tanrı) olarak gören saṃsārī’lere bu devatā’ların da birer kṣetrajña (jīvātmā — bedeni tecrübe eden) varlıklar olduğunu ve onların da yönetildiğini açıklar. Tüm kainatı yöneten tek varlığın Śrīman Nārāyaṇaṉ olduğunu açıklar.

Nampiḷḷai’nin açıklaması:

Mudalāḻvār’lar Sarveśvaraṉ’ı (Śrīman Nārāyaṇan) dünyanın ve śāstra’nın bakış açıları, bhakti’leri (adanmışlıkları) ve tabii ki Emperumān’ın nirhetuka kṛpā’sı (koşulsuz merhameti) sayesinde anlamışlardır. Tirumaḻisai Āḻvār da Emperumān’ı aynı şekilde bilip tecrübe etmiştir. Fakat dünyaya bakınca çoğu kişinin Śrīman Nārāyaṇan’ın Hükmeden olduğunu, diğer her şeyin O’nun kontrolü altında olduğunu anlamadığına yakınır ve merhametle vedam’ın sırlarını açıklar. “Brahmā’nın (evrendeki varlıkların ilk atası) kendisi Śrīman Nārāyaṇan’ın evreni yarattığında atadığı bir jīvātmā (ruh), Śrīman Nārāyaṇan da canlı cansız tüm varlıkların antaryāmin’i (tüm varlıkların kalbinde yer alan Tanrı) olduğundan — vedam’ın Śrīman Nārāyaṇaṉ’ın En Yüce Kişilik olduğunu söylediği açıktır,” der. “Bu gerçeğe başka yere sapmadan sıkıca sarıl.”

Māmunigaḷ, Periyavāccān Piḷḷai ve Nampiḷḷai; Tirumaḻisai Āḻvār’ın özel yönünü eserlerinde böyle açıklamışlardır.

Aynı zamanda, Tiruccanda Viruttam eserinin taniyan’ında bir zamanlar büyük bilge kişiliklerin güzel ve tenha bir yerde tapas’a girişmek istediklerinde tüm evreni Tirumaḻisai (Āḻvār’ın dünyaya geldiği avatāra sthalam’ı) ile karşılaştırdıklarında Tirumaḻisai’nin daha yüce olduğuna kanaat getirdiklerinden bahsedilir. Āḻvār ve Ācārya’ların avatāra sthalam’larının yüceliği o denli büyüktür ki bu kutlu mekanlar divya deśam’lardan dahi daha kutsaldır. Çünkü Āḻvār ve Ācārya’lar bize Emperumān’ın kim olduğunu göstermiş, O’nun anubhavam’ına sahip olmamızı mümkün kılmıştır. Onlar olmadan, divya deśam’ların kutsiyetini bilmemiz mümkün olmazdı.

Bunun ışığında şimdi Āḻvār’ın caritram’ının (yaşam hikayesinin) tadını çıkaralım.

Āḻvār, Kṛṣṇa gibidir — Kaṇṇan Emperumān Vasudeva ve Devakī’nin oğlu olmuş, fakat sonradan Nandagōpar ve Yaśodā tarafından yetiştirilmiştir. Benzer bir şekilde Āḻvār Bhārgava ṛṣi ve Kanakāṅgī’nin oğlu olarak dünyaya gelmiş, fakat (bir marangoz olan) Tiruvāḷan ve onun eşi Paṅgayaccelvi tarafından yetiştirilmiştir. Kendisi ayrıca “Śrī Bhaktisārar”, “Mahīsāpirādīśar”, “Bhārgavātmajar”, “Tirumaḻisaiyār” ve en önemlisi “Tirumaḻisai Pirān” diye de bilinir. “Pirān”, “iyilik yapan” demektir. Āḻvār da bize Nārāyaṇa paratvam’ı (Śrī Viṣṇu’nun En Yüce Hakikat olmasını) göstererek en büyük iyiliği yapmıştır.

Bir keresinde Atri, Bhṛgu, Vasiṣṭha, Bhārgava, Āṅgīrasa gibi maharṣi’ler (caturmukha) Brahmā’ya gidip ona “Bhūlokam’daki (dünya) en üstün mekanda yaşamak istiyoruz,” derler. “Lütfen bize en üstün mekan neresidir açıkça söyleyin.” Brahmā, Viśvakarmā’nın yardımıyla tüm evreni ölçüp bir kenara, Tirumaḻisai’yi ise öbür kenara koyar — sonunda Tirumaḻisai’nin üstünlüğü belli olur. Bu mekan aynı zamanda “Mahīsāra kṣetram” diye de bilinir. Bunun üzerine maharṣi’ler oraya gidip bir süre orada yaşarlar.

O sırada, Bhārgava maharṣi Śrīman Nārāyaṇan’a dīrgha satra yāgam isimli bir yajña gerçekleştirdiğinde eşi hamile olur, 12 ay sonraysa bir piṇḍam (et bütünü — erken evrelerdeki bir embriyo) doğurur. Böylece Tirumaḻisai Āḻvār dünyaya gelmiş olur. Kendisi Sudarśana’nın bir aṃśam’ı (kısmi enkarnasyonu) olarak dünyaya gelir (Āḻvār’ların yüceliğine bakınca bazı Ācārya’lar onların nityasūri’lerin aṃśam’ı olduğunu beyan etmiştir. Fakat bu onların doğrudan nityasūri olduğu manasına gelmez, onlar da ezelden beri saṃsāram’da kalmış ve sonunda bhagavān’a yönelip, O’na teslim olup saṃsāram’dan kurtulmuşlardır). Bhārgava maharṣi ve eşi bu şekilsiz evlada bakmayıp onu bir çalının altına bırakıp terk ederler. Bhūdevī Nācciyār, Śrīdevī Nācciyār’ın arzusu doğrultusunda piṇḍam’ı koruyup kutsar, ve onun dokunuşuyla bu piṇḍam güzel bir çocuğa dönüşür. Aç olduğu için hemen ağlamaya başlar. Tirumaḻisai’nin Emperumān’ı olan Jagannāthan, Āḻvār’a Tirukkuḍandai Ārāvamudan’ın kutsal formunu gösterir ve onu mutlak bilgiyle kutsar, ve oradan ayrılır. Emperumān’ı artık göremeyince, Āḻvār bu sefer de ayrılıktan ağlamaya başlar.

O sırada Tiruvāḷan diye bilinen bir marangoz oradan geçmektedir. Tek başına, ağlayan küçük bebeği görünce mutlulukla onu koynuna alıp evdeki eşine götürür. Eşinin bir çocuğu olmadığı için o da buna çok mutludur. Onu kabul eder ve yetiştirmeye başlar. Ana şefkatinden Āḻvār’a süt vermek ister ama Āḻvār tamamiyle bhagavad kalyāṇaguṇa anubhavam’ında (bhagavān’ın uğurlu özelliklerini tecrübe etmek) olduğu için hiçbir şey tüketmez, ses etmez, ağlamaz. Buna rağmen, bhagavān’ın merhametiyle güzel bir şekilde büyümeye devam eder.

Caturtha varṇam’a mensup yaşlı biri bunu duyar. Güzelce bir sütü ısıtıp eşiyle birlikte sabahın erkeninde bu çocuğu ziyarete gider. Āḻvār’ın ihtişamlı tejas’ına bakıp ona bu sütü sunup nezaketle kabul etmesini rica eder. Āḻvār onların samimiyetinden memnun olduğu için sütü kabul eder, bir kısmını içip gerisini onlara śeṣam olarak verir. Onlara bu sütü içmelerini, böylece yakında bir satputra’ları (hayırlı bir oğulları) olacağını söyler. Āḻvār’ın merhametiyle derhal bu çift gençliklerine geri kavuşur ve hanım kısa bir süre sonra hamile olur. 10 ay geçtikten sonra (Kaṇṇan Emperumān’a aşırı bağlılığıyla bilinen) Śrī Vidura gibi bir evladı olur. Ona “Kaṇikaṇṇan” ismini verip, Emperumān’a dair her şeyi öğretirler.

Āḻvār, Bhārgava ṛṣi’nin oğlu ve Emperumān tarafından kutsandığı için 7 yaşına gelince doğal olarak aṣṭāṅga yogam’a başlamak ister. Ve bunu yapmak için önce Param Brahman’ı (En Yüce Hakikati) doğru anlamak istediği için bāhya matam’lar ve kudṛṣṭi matam’lar gibi (Bauddha, Jaina, Śaiva, Nyāya, Vaiśeṣika, Bhāṭṭa-Mīmāṃsā vb.) birçok farklı matam’ı (felsefi ekol/dini) keşfeder (onların eksik olduğunu belirlemek amacıyla) — ve sonunda bu dinlerin kişiyi Mutlak Hakikate götürmediğini gözlemleyip açığa kavuşturur. Sonunda, sanātana dharmam (tüm varlıkların ebedi doğası) olan Śrīvaiṣṇava siddhāntam’a sıkıca yerleşir ve böylece 700 yıl geçer.

Sarveśvaran (Śrīman Nārāyaṇan) onu mükemmel bilgiyle kutsar ve ona:

  • Kutsal svarūpam’ını,
  • Uğurlu özelliklerini,
  • (svarūpam’ını ve özelliklerini gösteren) kutsal formlarını,
  • Bu formları süsleyen kutsal nesneleri,
  • Anukūlar’lar (O’nu sevenler) tarafından birer süs gibi görülen kutsal silahlarını,
  • Mahiṣī’lerini (Śrīdevī, Bhūdevī, Nīḷādevī gibi kutsal hanımlarını) ve yukarıda geçen (svarūpam, uğurlu özellikler, süsler, silahlar vb.) her şeyle birlikte Emperumān’ın sürekli tadını çıkaran nityasūri’leri,
  • Onların yaşadığı yer olan paramapadam’ı,
  • Ve son olarak prakṛti puruṣa, kāla tattva’larını barındıran; sürekli Emperumān’ın ya Kendisi ya da devatā’lar yoluyla gerçekleştirdiği sṛṣṭi (yaratım), sthiti (sürdürme) ve saṃhāram’ın (yıkım) gerçekleştiği saṃsāram’ı gösterir.

Tüm bu yüceliklerin sahibi olan Emperumān, Śvetāśvatara Upaniṣad’da “yo brahmāṇaṃ vidadhāti pūrvam” (Param Brahman, Brahmā’yı yaratandır) dendiği gibi (evrendeki ilk canlı olan) Brahmā’yı kutsal karnından çıkan bir lotus yoluyla nasıl var ettiğini Āḻvār’a gösterir — ki Chāndogya Brāhmaṇa’da da “brahmaṇaḥ putrāya jyeṣṭhāya śreṣṭhāya”, yani “Brahmā’nın en büyük ve en iyi evladı Rudra (Śiva)” sözü geçer. (Böylece Śrīman Nārāyaṇan’ın hem Brahmā hem de Śiva’nın Efendisi olduğu görülür.) Bunu tecrübe eden Āḻvār, derhal Nānmugan Tiruvandādi eserinde “nānmuganai nārāyaṇan paḍaittān nānmuganum tān mugamāyc caṅkaranait tān paḍaittān” (நான்முகனை நாராயணன் படைத்தான் நான்முகனும் தான் முகமாய்ச் சங்கரனைத் தான் படைத்தான்), yani “Nārāyaṇan Brahmā’yı, Brahmā da Rudra’yı var etmiştir. Bu saṃsārī’lerin (dünyevi cehalette olan jīvātmā’ların) zihninde yer eden Emperumān’ın yüceliğine dair herhangi bir şüpheyi açıkça def eder,” diye beyan eder. Āḻvār’ın kendisi birçok matam’ı öğrendiğini ve sonunda Emperumān’ın merhametiyle O’nun nilüfer ayaklarına geldiğini ilan eder. Bundan sonra da Tiruvallikkēṇi’nin (Bṛndāraṇya kṣetram) Kairaviṇī puṣkariṇī’sinin kıyılarında yaşayıp sürekli Śriyaḥpati’nin en uğurlu özelliklerinin üzerine meditasyon yapmıştır.

Bir seferinde Rudran (Śiva) eşiyle birlikte boğasının (ṛṣabham) üstünde gökyüzünde seyahat etmektedir. Āḻvār, gölgeleri ona değmek üzereyken uzaklaşır. Bunu fark eden Pārvatī, Rudran’a gidip onu görmeleri gerektiğini söyler. Rudran da ona Āḻvār’ın büyük bir kişilik ve Emperumān’ın önde gelen bir adanmışı olduğunu, onları sadece görmezden geleceğini söyler. Fakat Pārvatī inip onu görmekte ısrar eder ve Rudran da bunu kabul eder. Āḻvār hiç oralı olmaz. Rudran da Āḻvār’a “Size yaklaştığımız halde neden bizim tarafımıza bakmazsınız?” diye sorar. Āḻvār “Bizim seninle bir işimiz olmaz” diye cevap verir. Rudran da “Size bir lütuf bağışlamak isteriz” der. Āḻvār, “Bize senden hiçbir şey gerekmez” der. Rudran da “Ziyaretim öyleyse boşuna olur, siz yine ne dilerseniz dileyin” diye cevap verir. Āḻvār bunun üzerine gülümseyerek “Mokṣam (doğum ve ölüm döngüsünden kurtuluş) verebilir misin?” diye sorar. Rudran da “Bizim ona yetkimiz yoktur, mokṣam sadece Śrīman Nārāyaṇan’dandır” der. Āḻvār bunun üzerine “Birinin ölümünü erteleyebilir misin?” diye sorar. Ve Rudran “Bu kişinin karmā’sına göredir. Benim bunun üzerinde bir kontrolüm yoktur” der. Āḻvār bunun üzerine iğne ve ipliğini çıkarır. Rudran’a kinayeli bir şekilde “Pekala bu ipliği iğneden geçirebilir misin?” diye sorar. Rudran buna öfkelenip Kāmadeva’yı nasıl yaktıysa onu da öyle yakacağını söyler. Üçüncü gözünü açar ve bu gözden alev püskürmeye başlar. Āḻvār da sağ ayak baş parmağındaki üçüncü gözü açar ve oradan da büyük bir ateş püskürür. Rudran Āḻvār tiruvaḍi’sinden gelen bu ateşin sıcaklığına dayanamayıp Śrīman Nārāyaṇan’a sığınır. Tüm deva’lar, ṛṣi’ler ve diğerleri de Emperumān’a gidip ondan bu kargaşayı yatıştırmasını rica ederler. Emperumān pralaya’da dünyayı selle kaplayacak bulutları yollayıp büyük bir yağmur yağdırır. Bu bulutlar Emperumān’a Āḻvār’ın bu büyük alevini söndürebilip söndüremeyeceklerini sorduklarında Emperumān onlara bu gücü Kendisinin vereceğini buyurur. Alev yatışır ve büyük bir sel gerçekleşir, fakat Āḻvār Emperumān’a sürekli yaptığı meditasyona hiç rahatsızlık duymadan devam eder. Rudran, Āḻvār’ın sağlam niṣṭhai’sine hayran kalıp ona “Bhaktisārar” (adanmışlığın özü) unvanını verir ve eşine “Durvāsar bile Ambarīṣa’ya kusur işlediğinden ötürü cezalandırılmıştı. Yani, bhāgavata’lar hiçbir zaman mağlup edilemez” der ve kendi mekanına geri döner.

Āḻvār meditasyonuna devam eder. Uçan bir varlık olan bir khecaran kaplanının üstünde gökte süzülmekte, ama Āḻvār’ın bulunduğu noktanın üzerinden Āḻvār’ın yoga gücünden dolayı geçememektedir. Bunun üzerine aşağı inip Āḻvār’a praṇāmam’larını sunar. Sihirli bir şekilde yeni ve güzel bir şal yaratır ve saygıyla Āḻvār’a “Lütfen eskimiş şalınızı atıp bu güzel şalı kabul edin” der. Āḻvār hiç rahatsız olmadan derhal mücevherler ve değerli taşlarla bezenmiş daha güzel bir şal yaratır, ve bu da onu utandırır. Khecaran daha sonra hāram’ını (kolye) çıkarıp bunu Āḻvār’a sunar, Āḻvār da boynundaki tuḷasī çiçeklerinden yapılmış mālai’yi çıkarıp onu elmas kolyeye çevirir. Khecaran Āḻvār’ın yoga śakti’sini anlayıp ona övgüler dizer, praṇāmam’larını sunar ve müsaadesini isteyip ayrılır.

Koṅkaṇa Siddhan diye bilinen bir sihirbaz Āḻvār’ın görkemini duyar. Onu ziyarete gelip ona praṇāmam’larıyla birlikte dokunduğu her şeyi altına çeviren bir simya taşı sunar. Āḻvār hiç oralı olmaz. Sonrasında Āḻvār saf vücudunun kulağından bir miktar kiri eline alır, bunu sihirbaza uzattıktan sonra onun dokunduğu her şeyi altına çevireceğini buyurur. Sihirbaz bunu dener ve gerçekten de doğrudur. Bundan çok memnun olup Āḻvār’a praṇāmam’larını sunar ve müsaadesini isteyip ayrılır.

Āḻvār meditasyonuna bir süre de mağarada devam eder. Sürekli seyahat edip Emperumān’a övgüler dizen Mudalāḻvār’lar (Poigai Āḻvār, Bhūtattāḻvār, Pēyāḻvār), bu mağaranın ihtişamını uzaktan görüp oraya gitmeye karar verirler. Tirumaḻisai Āḻvār’ın görkemini hemen anlayıp onun hal hatırını sorarlar. Āḻvār da onların ihtişamını anlayıp onların hal hatırını sorar. Bir süre boyunca bhagavad anubhavam’larını paylaşmaya devam ederler. Hep birlikte oradan ayrılıp Pēyāḻvār’ın avatāra sthalam’ı olan Tirumayilai (Mylapore) bölgesine varırlar. Bir süre Kairava tīrtham’ın kıyılarında kalırlar. Sonrasında Mudalāḻvār’lar kutsal yolculuklarına devam ederler, Āḻvār da avatāra sthalam’ı olan Tirumaḻisai’ye döner.

Tirumaṇkāppu arar ama bulamaz. Buna üzülür. Tiruvēṅkaṭamuḍaiyān Āḻvār’ın rüyasına girip ona nerede tirumaṇ bulabileceğini gösterir. O da mutlulukla tirumaṇkāppu elde eder ve vücuduna dvādaśa ūrdhvapuṇḍram yerleştirir (śāstram’da emredildiği gibi vücudun 12 bölgesine bhagavān’ın işareti konulmalıdır), ve meditasyonuna devam eder. Poigai Āḻvār’ın avatāra sthalam’ını ziyaret etmek istediği için puṇya kṣetram’ların en önde geleni olarak övülen Kāñcīpuram’a seyahat eder. Orada Ādiśeṣan’ın üstünde güzelce uzanan ve Śrīdevī ile Bhūdevī tarafından hizmet edilen Emperumān’a taparak 700 yıl daha yaşar. Poigai Āḻvār’ın bu dünyaya geldiği göletin kıyılarında yaşayıp zamanını Poigai Āḻvār’ın üzerine meditasyon yaparak geçirir.

Yathoktākāri ve Nācciyār’ları, Tiruveḵkā

O sırada Kaṇikaṇṇan Āḻvār’a gidip onun nilüfer ayaklarına sığınır. Yaşlı bir kadın her gün Āḻvār’ı ziyaret edip ona büyük bir adanmışlıkla hizmet eder. Āḻvār onun takdire şayan tavrı karşısında, herhangi bir dileği olup olmadığını sorar. Kadın gençliğine tekrar kavuşmak istediğini söyler. Āḻvār onu kutsar ve bu yaşlı kadın böylece yeniden genç bir kız olur. Yerel hükümdar Pallavarāyan ona aşık olup evlenmek ister. O da kabul eder, böylece evlenip evli hayatın mutluluğunu sürdürürler. Bir gün Pallavarāyan kendisinin hep yaşlandığını fakat eşinin (Āḻvār’ın lütuflarıyla) hep genç kaldığını fark eder. Bunun üzerine onun nasıl bu kalıcı gençliği elde ettiğini sorar. O da bunun Āḻvār’ın lütuflarıyla olduğunu söyler ve krala alçakgönüllülükle Kaṇikaṇṇan’a gitmesini, ondan Āḻvār’dan kendisini de kalıcı gençlikle kutsamasını istemesini tavsiye eder. Kral (bunun yerine) Kaṇikaṇṇan’ı çağırır ve ondan Āḻvār’a tapmak için onu saraya getirmesini ister. Kaṇikaṇṇan da Āḻvār’ın Emperumān’ın tapınağından başka hiçbir mekanı ziyaret etmediğini söyler. Kral Kaṇikaṇṇan’ın kendisini övmesini emreder, Kaṇikaṇṇan da Śrīman Nārāyaṇan ve O’na adanmışlardan başka hiç kimseyi övmeyeceğini söyler. Kral buna öfkelenip onu övmeyi reddettiği için Kaṇikaṇṇan’ın krallığını terk etmesini ister. Kaṇikaṇṇan derhal saraydan ayrılır, Āḻvār’a gider, ona gerçekleşenleri anlatır ve müsaadesini isteyip ayrılır. Āḻvār da, “Eğer siz gidiyorsanız, biz de gideriz. Eğer biz gidersek, Emperumān da gidecektir. Eğer Emperumān da giderse, tüm devatā’lar da buradan ayrılırlar.” der. Ardından, “Ben hemen tapınağa gidip Emperumān’ı uyandıracağım, sonra O’nu da yanıma alacağım.” der ve tapınağa gider. Ve Tiruveḵkā Emperumān’ın önüne çıkıp aşağıdaki pāsuram’ı söyler:

kaṇikaṇṇan pōginṟān kāmarupūṅkacci maṇivaṇṇā nī kiḍakka vēṇḍā tuṇivuḍaiya cennāppulavanum pōginṟēn nīyum unṟan painnāgappāy curuṭṭikkoḷ

கணிகண்ணன் போகின்றான் காமருபூங்கச்சி மணிவண்ணா நீ கிடக்க வேண்டா துணிவுடைய செந்நாப்புலவனும் போகின்றேன் நீயும் உன்றன் பைந்நாகப்பாய் சுருட்டிக்கொள்

“Ey Tiruveḵkā’da yaşayan, güzelliklerle dolu bir kutsal vücudu olan (Emperumān)! Kaṇikaṇṇan gidiyor şu güzel Kāñcī’den, cesur şair olan ben de buradan gideceğim. Sen de üzerinde uzandığın Ādiśeṣan’ı topla ve bizimle gel!”

Emperumān Āḻvār’ın sözlerini kabul eder ve derhal onu ve Kaṇikaṇṇan’ı takip eder. İşte böylece “Yathoktākāri” (yani O’na söyleneni yapan) ismini almış olur (yathā ‘nasıl/öyle’, ukta ‘söylenen’, kāri ‘yapan’). Tüm devatā’lar da Emperumān’ı takip ederler ve böylece Kāñcīpuram’ın üstüne derin bir uğursuzluk çöker. Bu nedenle güneş bile oraya doğmaz. Kral ve bakanları bunun sebebini anladıklarında ayrılmakta olanların peşinden koşar, Kaṇikaṇṇan’ın nilüfer ayaklarına kapanıp af dilerler. Kaṇikaṇṇan da bunun üzerine Āḻvār’dan geri dönmelerini ister, Āḻvār da Emperumān’a aşağıdaki pāsuram’ı söyleyerek Emperumān’dan yathā sthānam’a (önceki mekanına) dönmesini ister:

kaṇikaṇṇan pōkkoḻindān kāmarupūṅkacci maṇivaṇṇā nī kiḍakka vēṇḍum tuṇivuḍaiya cennāppulavanum pōkkoḻindēn nīyum unṟan painnāgappāy paḍuttukkoḷ

கணிகண்ணன் போக்கொழிந்தான் காமருபூங்கச்சி மணிவண்ணா நீ கிடக்க வேண்டும் துணிவுடைய செந்நாப்புலவனும் போக்கொழிந்தேன் நீயும் உன்றன் பைந்நாகப்பாய் படுத்துக்கொள்

“Ey Tiruveḵkā’da yaşayan, güzelliklerle dolu bir kutsal vücudu olan (Emperumān)! Kaṇikaṇṇan gitmekten vazgeçti, cesur şair olan ben de geri dönüyorum. Sen de Ādiśeṣan’ını açıp eskisi gibi kendi mekanında uzan.”

Bu, Emperumān’ın eşsiz bir özelliği olan saulabhya-nīrmai’sidir (kolayca erişilebilir olması). Āḻvār Emperumān’ın bu kutsal özelliğini sürekli düşünüp hoşnut olur, “veḵkaṇaikkiḍandatenna nīrmaiyē” (Emperumān benim isteğimle Tiruveḵkā’da uzanarak ne kadar merhametlidir!) diye söyler.

Sonrasında; Āḻvār, Ārāvamudāḻvār’a (Emperumān) maṅgaḷāśāsanam’larını sunmak için büyük bir arzuyla Tirukkuḍandai’ye (Kumbakōṇam) seyahat eder. Tirukkuḍandai Māhātmyam’da “Kumbakōṇam’da bir an bile kalanın, bu dünyadaki serveti bir yana bırakalım, Śrīvaikuṇṭham’daki yeri kesindir” söylenmiştir — bu divya deśam’ın görkemi eşsizdir. Yoldayken, Perumpaliyūr diye bilinen bir köyde, bir evin verandasında dinlenmeye karar verir. O sırada, birkaç brāhmaṇa veda adhyayanam yapmaktadır. Onu gördüklerinde Āḻvār’ın üstünün eski püskü görünmesine bakıp onu yanlış anlarlar, ve veda okumayı bırakırlar. Āḻvār, büyük bir alçakgönüllülükle onların neden böyle yaptığını anlayıp mekandan uzaklaşır. Fakat brāhmaṇa’lar kaldıkları yeri unuttukları için okumalarına devam edemezler. (Brāhmaṇa’lar geleneksel olarak veda’yı yazılı bir kaynak olmadan ezberden okurlar) Bunun üzerine Āḻvār siyah bir pirinç tanesi alıp tırnağıyla ikiye böler, bu da brāhmaṇa’ların en son okuduğu yajur kāṇḍam’ın “kṛṣṇānāṃ vrīhīṇāṃ nakhanirbhinnaṃ” mantram’ını ifade eder. Brāhmaṇa’lar onun yüceliğini böylece anlayıp ona praṇāmam’larını sunarlar, ve ondan af dilerler.

Āḻvār, tiruvārādhanam için gerekli malzemeleri toplarken o köyün Emperumān’ı sürekli Āḻvār’ın yönüne doğru döner. Arcaka’lar da bu inanılmaz olayı birkaç brāhmaṇa’ya gösterir. Onlar da o köyde yajña yapmakta olan Perumpaliyūr Aḍigaḷ’a gidip bu olaydan ve Āḻvār’ın görkeminden bahsederler. Perumpaliyūr Aḍigaḷ, derhal yāgaśālā’dan ayrılıp Āḻvār’a gider. Onun aprākṛta tirumēni’sini (kutsal bedenini) görüp ona praṇāmam’larını sunar, ondan yāgaśālā’sını ziyaret etmesini rica eder. Ziyareti üzerine, Aḍigaḷ yajñam’ında Āḻvār’a agrapūjā (öncelikli saygılarını) sunar. Śiśupāla’nın Kṛṣṇa’ya saygı sunulmasından rahatsız olduğu gibi, bazı rahipler Āḻvār’ın bu saygıyı görmesinden rahatsız olup itiraz ederler. Aḍigaḷ üzülüp Āḻvār’a onların bu sözlerine katlanamadığını söyler. Āḻvār antaryāmin Emperumān’dan O’nun kalbinde yer aldığını herkese göstermesini rica ettiği bir pāsuram söyleyerek üstün makamını açık etmeye karar verir. Emperumān da hemen bunu kabul edip Āḻvār’ın kalbinde divya mahiṣī’leri, Ādiśeṣan, Garuḍāḻvār, ve diğerleriyle birlikte yer aldığını herkese gösterir. Āḻvār’a karşı çıkan tüm rahipler onun görkemini anlayıp nilüfer ayaklarına kapanırlar ve ondan af dilerler. Daha sonra brahma ratham’da (Āḻvār’ı tahtırevanda taşımak) bulunup, Āḻvār’ın merhametini alırlar. Āḻvār onlara śāstram’ın özünü ayrıntılı bir şekilde açıklar. Sonrasında Ārāvamudan Emperumān’ı görmek için Tirukkuḍandai’ye ayrılır.

Tirukkuḍandai’ye vardığında, (palmiye yapraklarına) yazmış olduğu tüm grantham’ları Kāverī nehrine atar. Emperumān’ın tiruvuḷḷam’ı doğrultusunda bu grantham’lardan Nānmugan Tiruvandādi ve Tiruccanda Viruttam akıntının tersine yüzüp Āḻvār’a dönerler. O da bu grantham’ları eline alıp Ārāvamudan sannidhi’ye gider, ve o en güzel Emperumān’a nilüfer ayaklarından (tiruvaḍi) kutsal başına (tirumuḍi) kadar tapar. Büyük bir sevgiyle Emperumān’a “kāvirikkaraik kuḍandaiyuḷ kiḍandavāṟeḻundirundu pēcu” (காவிரிக்கரைக் குடந்தையுள் கிடந்தவாறெழுந்திருந்து பேசு) yani “Ey Kāverī’nin kıyılarındaki Tirukkuḍandai’de uzanan! Ayağa kalk da benimle konuş,” diye talimat verir. Āḻvār’ın sözlerini duyan Emperumān derhal ayağa kalkmaya çalışır. Bhagavān’ın bu eyleminden derinden etkilenen Āḻvār, Emperumān’a “Vāḻi Kecanē” (Ey güzel saçları olan, sen çok uzun yaşa!) diyerek maṅgaḷāśāsanam’larını sunar. Āḻvār, O’nun bu kutsal formu üzerine meditasyon yaparak bir 2300 yıl daha yaşar ve bu süre boyunca süt dışında hiçbir gıda kabul etmez. Böylece Āḻvār bu bhūlokam’da 4700 yıl geçirmiş olur. Kutsal merhametinden, yaşamı boyunca bu saṃsāram’daki herkesin iyiliği için śāstram’ın özündeki Hakikati bize vermiştir.

Kōmaḷavalli Tāyār Sameta Ārāvamudan, Tirukkuḍandai

Böylece Tirumaḻisai Pirān olarak tanınır. Çünkü pirān “iyilik yapan” demektir. Bu aslında Emperumān’ın bir ismidir. Emperumān’ın En Yüce Varlık olduğunu herkese göstermesinden dolayı Āḻvār da “pirān” diye tanınmıştır. Buna karşılık, Tirukkuḍandai Ārāvamudan Emperumān da “Āḻvār” diye tanınmıştır. “Āḻvār”, Emperumān’ın kutsal özellikleri, ilahi vücudu, isimleri ve diğer yönlerine adeta dalan, O’nu sürekli tecrübe eden demektir. Ārāvamudan Emperumān da sürekli Āḻvār’ın kutsal özelliklerini tecrübe ettiği, hep onu düşündüğü için “Āḻvār” diye tanınmaya başlamıştır.

Bize Emperumān ve aḍiyār’larına karşı derin bir bağlılık bağışlasın diye Āḻvār’ın yüce merhametine sığınalım.

Tirumaḻisai Āḻvār’ın Taniyan’ı

śakti pañcamaya vigrahātmane
sūktikārajata citta hāriṇe
muktidāyaka murāri pādayor
bhaktisāra munaye namo namaḥ

“Bize mokṣam bahşetmeye muktedir olan Murāri’nin nilüfer ayaklarına duyulan bhakti’nin özünün vücut bulmuş hali olan Tirumaḻisai Āḻvār’ın önünde hürmetle eğilirim. O, Bhagavān’ın gözlere şölen veren ve pañcopaniṣad’dan oluşan kutsal formunu hep kalbinde taşır.” (Bu dünyada bizim bedenimiz beş maddi elementten, yani toprak, su, ateş, hava ve aether’den oluşurken; Bhagavān’ın kutsal bedeni maddeden değil, beş ‘upaniṣad’dan, yani viśvam, nivṛtta, sarva, parameṣṭhi ve pumān’dan oluşur.)

Āḻvār’ın arcāvatāra anubhavam’ından burada bahsedilmiştir – http://ponnadi.blogspot.in/2012/10/archavathara-anubhavam-thirumazhisai-azhwar.html.

— Orijinali Sri Sarathy Svami’nin lütfudur: https://acharyas.koyil.org/index.php/2013/01/16/thirumazhisai-azhwar-english/

adiyen raghava ramanuja dasan

Kaynaklar: Vyākhyānam’lar, 6000 Paḍi Guru Paramparā Prabhāvam, Periya Tirumuḍi Aḍaivu

Prameyam (hedefimiz) – https://koyil.org
Pramāṇam (kutsal metinlerimiz) – http://granthams.koyil.org
Pramāthā (hocalarımız) – https://acharyas.koyil.org
Śrīvaiṣṇava eğitim/çocuk portalı – http://pillai.koyil.org

Leave a Comment