śrīḥ śrīmatē rāmānujāya namaḥ śrīmad varavaramunayē namaḥ śrī vānācala mahāmunayē namaḥ

Tirunakṣatram’ı: Cittirai, Cittirai
Avatārasthalam’ı: Tirukkōḷūr
Ācāryan’ı: Nammāḻvār
Paramapadam’a Erdiği Yer: Āḻvār Tirunagari
Eserleri: Kaṇṇiṉuṇ Ciṟuttāmbu
Nampiḷḷai, Vyākhyāna Avatārikai’de (yazdığı tefsirin girişinde) Madhurakavi Āḻvār’ın görkemini güzel bir biçimde açığa çıkarır. Buna biraz göz atalım.
Ṛṣi’ler; aiśvaryam (dünyevi konfor, güç sahibi olma), kaivalyam (ātmā’yı tecrübe etme) ve bhagavat kaiṅkaryam’ı (Bhagavān’a hizmette bulunma) puruṣārtha (insanın hedefleyebileceği belirli amaçlar) olarak belirleyen sāmānya śāstram’a odaklanırlar. Āḻvār’lar ise sadece uttama puruṣārtham’a (En Yüce Amaca), yani Śrīman Nārāyaṇan’a sevgiyle hizmet etmeye odaklanırlar (bhagavat kaiṅkaryam). Madhurakavi Āḻvār ise, bhagavat kaiṅkaryam’ın en üstün hali olan bhāgavata kaiṅkaryam’a, yani Bhagavān’ın hizmetkarına hizmette bulunmaya odaklanır. Tabii Bhagavān Kendisine yapılan hizmetten çok, O’nun hizmetkarlarına yapılan hizmetten mutlu olur.
Bu ilkeyi Śrī Rāmāyaṇam’da da gözlemleyebiliriz. Śrī Rāmāyaṇam, veda upabṛahmaṇam (veda’nın anlaşılması güç anlamlarını açıklayan) olduğundan, vedam’ın en hayati ilkelerini açıkça gösterir niteliktedir.
- Perumāḷ (Śrī Rāma), dharma’nın vücut bulmuş halidir. “Pitṛ vacana paripālanam” (büyüklerin sözünü onurlandırmak) gibi sāmānya dharmam’ları (genel geçer ahlak prensiplerini) göstermiştir.
- Iḷaya Perumāḷ (Lakṣmaṇa) ise, bir śeṣa’nın (hizmetkar/kul) her zaman śeṣī’yi (efendi yani Tanrı) takip etmesi, O’na hizmet etmesi manasına gelen śeṣatvam (hizmetkarlık) viśeṣa dharmam’ını (genel geçer ahlaki prensiplere üstün gelen özel, erdemli ilkesini) temsil etmiştir. Śrī Rāma’ya “aham sarvaṃ kariṣyāmi” (“Sizin için her şeyi yaparım.”) demiş ve bunu yerine getirmiştir.
- Śrī Bharatāḻvān (Bharata), jīvātmā’ların asıl doğası (svarūpam’ı) olan pāratantriyam’ı temsil eder. Pāratantriyam, Efendi’nin (Bhagavān) arzularını kendi beklenti veya arzularımız olmadan tümüyle kabul etmektir. Perumāḷ, Bharatāḻvān’ın Ayodhyā’da kalıp krallığa sahip çıkmasını emrettiğinde o bunu ağırbaşlılıkla kabul etmiş, Perumāḷ’ın kutsal buyruğu olarak görmüştür. Bu emir doğrultusunda Ayodhyā’nın hemen dışında 14 yıl boyunca kalmış, aynı sürgüne ayrılan Śrī Rāma gibi giyinmiş, O’nun gibi yiyip içmiştir.
- Śrī Śatrughnāḻvān (Śatrughna) ise, svarūpa’mızın asıl hayati noktası olan bhāgavata śeṣatvam’ın eşsiz bir örneğidir. Sadece Bharatāḻvān’ı takip etmiş, başka hiçbir şeyle ilgilenmeden sürekli ona hizmet etmiştir.
Nampiḷḷai, Śrī Bhāṣyakārar’ı (Rāmānujar) alıntılayarak Śatrughna’nın Bharatāḻvān’a olan mutlak teslimiyeti sayesinde Śrī Rāma’nın onu diğer iki kardeşinden (Iḷaya Perumāḷ ve Bharatāḻvān) daha değerli gördüğünü söyler. Madhurakavi Āḻvār da tümüyle bhāgavata niṣṭhai’de olan Śrī Śatrughnāḻvān’a benzemektedir. Tamamen Nammāḻvār’a teslim olmuş ve ona hizmet etmiştir. Onun için Nammāḻvār, nihai amaç ve nihai araçtır. Madhurakavi Āḻvār, divya prabandham’ında bunu göstermiştir.
Piḷḷai Lokācāryar, şaheseri Śrīvacana Bhūṣaṇam’ın ācārya abhimāna niṣṭhai’yi (Ācārya’nın merhametinin en üstün yol olduğunu) konu alan son prakaraṇam’ında bu ilkeyi Madhurakavi Āḻvār’ın yaşamını ve Nammāḻvār’a olan bağlılığını örnek göstererek anlatır. 8’inci prakaraṇam’da, Bhagavān’ın nirhetuka kṛpā’sı (koşulsuz merhameti) anlatılır. Fakat buna rağmen, Bhagavān jīvātmā’lara eylemlerinin sonucunu vermekle yükümlüdür. Bu sebepten dolayı, Bhagavān’ın bizi kabul edip etmeyeceğine dair tereddüt edebiliriz. Buna ilişkin olarak 9’uncu (ve sonuncu) prakaraṇam’da Piḷḷai Lokācāryar, Ācāryan’a bağlılık olan carama upāyam’ın (en üstün araç/yolun) görkemini ve jīvātmā’yı nasıl kolayca kurtaracağını belirler. Buna göz atalım:
407’nci sūtram’da Emperumān tamamen bağımsız olduğu için kişinin kendi karmā’sına dayalı sonuçların verildiğini belirten śāstram’a mı, yoksa kāruṇyam’ına (merhametine) göre mi hareket edeceği konusunda şüpheye düşülebileceği gösterilmiştir. Māmunigaḷ, vyākhyānam’ında sūtram’ın “Eğer paratantran (Emperumān’a tamamen bağlı) olan Ācāryan’a bağlıysak endişelenmek için hiçbir sebep yoktur, çünkü o kurtulmamızdan emin olacaktır. Ācāryan, kāruṇyam’ın vücut bulmuş halidir ve sadece jīvātmā’nın kötü özelliklerden kurtulup hakikate ermesi için çabalayacaktır” söylenmesiyle tamamlandığını belirtir.
408’inci sūtram’da, bunun tamamen Emperumān’a teslim olmuş 10 Āḻvār’ın (Madhurakavi Āḻvār ve Āṇḍāḷ dışındaki Āḻvār’lar) pāsuram’ları yoluyla kanıtlanmasının mümkün olmadığı açıklanmıştır. Bu Āḻvār’lar, Emperumān’ın Kendisi tarafından kusursuz bilgiyle kutsanmışlardır. Bhāgavata’lara (Bhagavān’ın hizmetkarlarına) övgülerini bhagavad anubhavam’a (Bhagavān’ın kutsal özelliklerinin tecrübesine) daldıklarında sunarlar. Ancak Emperumān’dan ayrılık yaşadıklarında bu umutsuz durumdan dolayı bhāgavata’lardan hoşnutsuz olurlar (Māmunigaḷ buna dair birçok pāsuram alıntılar). Sonunda Māmunigaḷ (zaman zaman bhāgavata’ları övmelerine rağmen) ācārya vaibhavam’ın gerçek yüceliğini 10 Āḻvār’ın pāsuram’larından anlayamayacağımızı, bunun için Madhurakavi Āḻvār’ın pāsuram’larına başvurmamız gerektiğini belirler.
409’uncu sūtram’da, diğer Āḻvār’lar bhāgavata’ların görkemlerinden bazen bahsedip diğer zamanlar görmezden gelirken Madhurakavi Āḻvār’ın tamamen Ācāryan’a (Nammāḻvār’a) odaklandığı, bu sebepten dolayı da diğer tüm Āḻvār’lardan son derece üstün olduğu açıklanmıştır. Madhurakavi Āḻvār’ın kutsal sözleri yoluyla ācārya vaibhavam’ın yüceliğini belirlememiz mümkün olmuştur.
Māmunigaḷ, Madhurakavi Āḻvār’ın görkeminden aynı zamanda Upadeśa Rattina Mālai eserinin 25 ve 26’ncı pāsuram’larında da bahsetmiştir. 25’inci pāsuram’da, Madhurakavi Āḻvār’ın bu dünyaya geldiği kutsal gün olan Cittirai ayının Cittirai nakṣatram’ının bir prapanna’nın (Bhagavān’a teslim olmuş birinin) doğasına mükemmel bir şekilde hitap ettiğini, bu günün diğer Āḻvār’ların dünyaya geldikleri günlerden bile daha üstün olduğunu yazmıştır. 26’ncı pāsuram’da, Āḻvār’ın ve bize bağışladığı prabandham’ın görkemlerini güzel bir şekilde açıklamıştır:
vāytta tirumandirattin mattimamām padam pōl
cīrtta madhurakavi cey kalaiyai
ārtta pugaḻ āriyargaḷ tāṅgaḷ aruḷiceyal naḍuvē
cērvittār tāṟpariyam tērndu
வாய்த்த திருமந்திரத்தின் மத்திமமாம் பதம் போல்
சீர்த்த மதுரகவி செய் கலையை
ஆர்த்த புகழ் ஆரியர்கள் தாங்கள் அருளிசெயல் நடுவே
சேர்வித்தார் தாற்பரியம் தேர்ந்து
Piḷḷai Lokām Jīyar bu pāsuram’a güzel bir açıklama getirmiştir. Burada tirumantram’ın namaḥ padam’ı Kaṇṇinuṇ Ciṟuttāmbu’nun temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Tirumantram, okuyanı saṃsāram’daki esaretten kurtaracak bir mantram olarak yüceltilir. Tirumantram’daki “namaḥ” en önemli kelimedir çünkü kendimizi korumaya gücümüzün yetmediğini, Efendimiz olan Emperumān’ın koruması altında olmamız gerektiğini, O’na muhtaç olduğumuzu vurgular. Aynı ilke, ācārya niṣṭhai’sinden dolayı yüce olan Madhurakavi Āḻvār tarafından prabandham’ında Ācārya’ya tamamen bağlılık olarak anlatılmıştır. Śāstra’nın (kutsal metinlerin) özünü açıkladığı için, Ācārya’larımız bu prabandham’ı 4000 Divya Prabandham’a dahil etmiştir. Nasıl ki Madhurakavi Āḻvār 27 nakṣatram’ın tam ortasında yer alan Cittirai tirunakṣatram’ında doğmuşsa, bu prabandham (Kaṇṇinuṇ Ciṟuttāmbu) da divya prabandha ratna hāram’ın (divya prabandham kolyesinin) merkezinde yer alan mücevherdir.
Böylece Emperumānār, Nampiḷḷai, Piḷḷai Lokācāryar, Māmunigaḷ ve Piḷḷai Lokām Jīyar’ın bu ilkeyi birçok farklı bakış açısından nasıl ele aldığını gördük.
Bu bilgilerin bize sunduğu anlayışla Madhurakavi Āḻvār’ın yaşamına göz atalım. Madhurakavi Āḻvār, Caitra ayının Citrā nakṣatram’ında, Tirukkōḷūr kentinde dünyaya gelmiştir. Nasıl ki güneş doğmadan evvel gün ışığı kendini gösteriyorsa, aynı şekilde Madhurakavi Āḻvār, Nammāḻvār’dan hemen önce bu dünyaya gelmiştir. Garuḍavāhana Paṇḍitar, Āḻvār’ın görkeminden yola çıkarak onu “Kumudagaṇeśar”ın ve “Garuḍāḻvār”ın bir enkarnasyonu olarak över (Fakat Āḻvār’ların saṃsāram’daki jīvātmā’lar olduklarını, sonradan Bhagavān’ın merhametiyle O’na ulaştıklarını biliriz. Bu övgüler, şiirsel nitelik taşımaktadır).
Kendisi Sāma Veda’ya mensup bir pūrva śikhā brāhmaṇa ailesinde dünyaya gelmiştir. Büyüdükçe jātakarma, nāmakaraṇa, annaprāśana, caula, upanayanam vb. ritüellerden geçmiştir. Vedam, purāṇam, itihāsam gibi kutsal metinleri öğrenir. Emperumān’dan başka hiçbir şeye ilgi duymaz ve Bhārata Deśam’ın kuzey kısmında yer alan Ayodhyā, Mathurā, vb. kutsal mekanlara (divya deśam) tīrtha yātrā’ya çıkar.

Madhurakavi Āḻvār’dan sonra bu dünyaya gelen Nammāḻvār, doğduğu andan itibaren annesinin sütüne bile ilgi göstermeden, mutlak bir sükunetle yaşar. Ebeveynleri Kāri ve Uḍaya Naṅgai, Āḻvār’dan endişelenirler. 12’nci gününde onu Tāmirabharaṇī nehrinin güneyinde güzel bir tapınağı olan, śaṅkham (kutsal deniz kabuğu) ve cakram (disk) ile süslenmiş olan, lotus çiçeğine benzeyen gözlere sahip, eliyle abhaya hastam gösteren (avuç içini kaldırarak korkmamamızı, bizi koruduğunu ifade eden), divya mahiṣī’leri Śrīdevī, Bhūdevī ve Nīḷādevī ile birlikte olan Polindu Ninṟa Pirān Emperumān’ın huzuruna çıkarırlar. Emperumān’ın huzurunda ona “Māṟan” (“diğerlerinden farklı olan”) ismini verirler ve onu tapınağın yanındaki demirhindi ağacının altına bırakırlar. Onun kutsal bir kişilik olduğunu anlayıp ona taparlar. Paramapadanāthan (Vaikuṇṭham’ın efendisi olan Emperumān), Viṣvaksenar’a Nammāḻvār’ın pañca saṃskāram’ını yapmasını, ona Drāviḍa Vedam’ı (bu vesileyle aynı zamanda Nāyanār’ın Ācārya Hṛdayam eserinde belirtmiş olduğu gibi Drāviḍa Vedam’ın ebedi olduğunu anlarız) ve anlamlarıyla birlikte tüm rahasya mantram’ları öğretmesini buyurur, o da bunu saygıyla yerine getirir.
Nammāḻvār bundan sonra Tiruppuḷiyāḻvār’ın (kutsal demirhindi ağacının) altında 16 yıl kalır. Ebeveynleri Āḻvār’ın görkemini anlasa da bunu başkalarına (oralı olmadıkları için) anlatamazlar, ve sürekli Tirukkuṟuṅguḍi Nambi Emperumān’a dua ederler. Madhurakavi Āḻvār da bu olayın haberini almıştır. Bir seferinde geceleyin nehrin kıyısına gittiğinde güneyden bir ışığın parladığını fark eder. Bunun önce yanmakta olan bir köy ya da orman yangını olduğunu düşünür.
Ancak daha sonra art arda 2 veya 3 gece aynı ışığı görmeye devam eder. Bu ışığın ne olduğunu araştırmaya karar verir. Bunun üzerine gündüzleri uyumaya, geceleri de o ışığın yönüne doğru yol almaya başlar. Yoldayken birçok divya deśam’a bakar, ve sonunda Śrīraṅgam’a ulaşır. Işığın daha da güneyden geldiğini görür ve sonunda Tirukkurugūr’a (Āḻvār Tirunagari) ulaşır. Artık ışık görünmez, o da ışığın buradan geldiği sonucuna varır. Daha sonra tapınağa girer, ve Tiruppuḷiyāḻvār’ın altında saf bilgeliğe sahip bir görünümü olan, güzel gözlere sahip, sadece 16 yaşında, dolunay gibi güzel, padmāsanam’da oturmuş, eli Emperumān’a dair öğretiler veren upadeśa mudrā’yı gösteren ve tüm prapanna’ların Ācāryan’ı Nammāḻvār’ı görür. Onun tamamen bhagavad anubhavam’a dalmış olduğunu gözlemler, eline bir taş alıp onun yakınlarına atar. Āḻvār güzelce uyanır ve bakışlarını Madhurakavi Āḻvār’a çevirir. Onun konuşup konuşamadığını öğrenmek isteyen Madhurakavi Āḻvār, “cettattin vayiṟṟil ciṟiyadu piṟandāl ettaittinṟu eṅgē kiḍakkum” (செத்தத்தின் வயிற்றில் சிறியது பிறந்தால் எத்தைத்தின்று எங்கே கிடக்கும்) yani “Bir cetanan (jīvātmā – bilince sahip varlık) acetanam (bilinçsiz) olan bir varlığa girerse, ne tecrübe eder ve nerede yaşar?” diye sorar. Āḻvār, “attaittinṟu aṅgē kiḍakkum” (அத்தைத்தின்று அங்கே கிடக்கும்) yani “Maddi keyif ve acıları tecrübe ederek artık orada kalır.” diye cevap verir. Bu cevabı duyan Madhurakavi Āḻvār “O sıradan bir kişilik değil, bir sarvajña (her şeyi bilen). Bu yüce kişiliğe hizmet etmeli, böylece kemale ermeliyim” der ve Nammāḻvār’ın kutsal ayaklarının karşısında secde edip yere kapanır. Daha sonra sürekli Āḻvār’la yaşamaya başlar, hep ona hizmet eder ve ona övgüler dizer.
Sonrasında, tüm nedenlerin Nedeni, her şeyin sahibi, tüm varlıklarda ikamet eden Üstün Ruh, güzelliklerle dolu koyu renkli bir tirumēni’ye (kutsal vücuda) sahip Vaikuṇṭhanāthan (Śrīman Nārāyaṇan), Āḻvār’ı görmek ister. Periya Tiruvaḍi (Garuḍāḻvān) hemen Emperumān’a gider, Emperumān Mahālakṣmī’yle birlikte onun omuzlarına tırmanır ve derhal Tirukkurugūr’a ulaşırlar. Bhagavān, Āḻvār’a darśanam’ını bahşeder ve onu kusursuz ilahi bilgiyle kutsar. Emperumān tarafından lütuflandırılan Nammāḻvār, derin bir bhagavad anubhavam’a dalar; kalbinden taşıp çağlayan bu anubhavam, nihayetinde Emperumān’ın ilahi svarūpam’ını, kutsal formlarını ve yüce özelliklerini açığa çıkaran dört veda’nın özü olan Tiruviruttam, Tiruvāsiriyam, Periya Tiruvandādi ve Tiruvāymoḻi prabandham’ları halinde vücut bulur. Tüm divya deśa Emperumān’ları; Āḻvār’ı lütuflandırmak ve onun maṅgaḷāśāsanam’larıyla varlıklarını sürdürmek için birer birer Tiruppuḷiyāḻvār’ın huzuruna gelirler. Ardından Nammāḻvār, tıpkı kendisi gibi Emperumān’a adanmış kullar olabilmeleri için herkese lütfunu sunar. Paramapadam’dan gelen nityasūri’ler ve kṣīrābdhi’den gelen Śvetadvīpa vāsī’ler de onun huzuruna vararak kendisine övgüler dizerler. Onları gören Nammāḻvār da kendilerine maṅgaḷāśāsanam’larını sunar. Nityasūri’lerin ve Śvetadvīpa vāsī’lerin görkemini tecrübe eden Nammāḻvār, (Emperumān’ın ilahi lütuflarının bir tezahürü olan sāttvika ahaṅkāram’ın etkisiyle) kendini tüm evrenin en üstünü ilan eder; sonsuz bir ihtişamla yaşar ve varlığını ancak Kaṇṇan Emperumān’ı kesintisiz düşünerek idame ettirir. Artha pañcakam’ı (paramātma svarūpam, jīvātma svarūpam, upāya svarūpam, upeya svarūpam ve virodhī svarūpam) ve Dvaya Mahā Mantram’ın anlamlarını Emperumān’ın adanmışlarına kutsal bir şerbet olan Tiruvāymoḻi yoluyla tamamen açıklar. Sonunda 32 yaşına eriştiğinde Emperumān’ın ilahi arzusu doğrultusunda bu saṃsāram’dan ayrılarak paramapadam’a erer.
Daha sonra, (“Prapanna jana kūṭasthar” yani Bhagavān’a teslim olanların lideri) Nammāḻvār’ın en yakın öğrencisi olan Madhurakavi Āḻvār, ona övgüler yağdıran Kaṇṇinuṇ Ciṟuttāmbu eserini yazar ve bu eseri pañcamopāya niṣṭhar (karma, jñāna, bhakti ve prapatti olmak üzere diğer dört upāyam’ın ötesindeki beşinci upāyam olan ācārya niṣṭhai’de olan, yani Ācārya’nın en mutlak sığınak olduğunu anlayan) mumukṣu’lara (Hakikate her şeyi adamış kişiliklere) sunar. Āḻvār Tirunagari’ye Āḻvār’ın vigraham’ını yerleştirir ve nitya (günlük), pakṣa (iki haftada bir), māsa (ayda bir), ayana (altı ayda bir) ve saṃvatsara (yıllık) utsavam’ların (festivallerin) görkemli bir şekilde düzenlenmesini sağlayıp kendisi de bunlarda yer alır. Nammāḻvār’a “vēdam tamiḻ ceyda perumāḷ vandār, tiruvāymoḻip perumāḷ vandār, tirunagarip perumāḷ vandār, tiruvaḻudivaḷanāḍar vandār, tirukkurugūrnagar nambi vandār, kārimāṟar vandār, caṭagōpar vandār, parāṅkucar vandār” (வேதம் தமிழ் செய்த பெருமாள் வந்தார், திருவாய்மொழிப் பெருமாள் வந்தார், திருநகரிப் பெருமாள் வந்தார், திருவழுதிவளநாடர் வந்தார், திருக்குருகூர்நகர் நம்பி வந்தார், காரிமாறர் வந்தார், சடகோபர் வந்தார், பராங்குசர் வந்தார்) diye, yani “Vedam’ın özünü açıklayan O geldi! Tiruvāymoḻi’nin yüce yazarı geldi! Tirunagari’nin efendisi geldi! Tiruvaḻudivaḷa’lı (Āḻvār Tirunagari ve etrafını kapsayan bölge) olan geldi! Tirukkurugūrnagar’lı olan, yüce özelliklerle bezenmiş olan geldi! Kāri’nin oğlu geldi! Śaṭagōpar geldi! Herkesi büyüsü altına alan geldi!” vb. sözlerle övgüler yağdırır. Bu sırada, güney Madurai’deki Tamiḻ Saṅgam’ın Tamiḻcede uzman olan alim/şairleri bu övgüye karşı çıkarlar. Eğer Nammāḻvār’ın yüceliği caṅgappalagai (bir eserin yüceliğini belirleyen, suyun üstüne konulan sihirli bir tahta parçası) yoluyla kanıtlanmazsa onun bizi vedam’ın özüyle lütuflandırdığını kabul etmeyeceklerini söylerler. Madhurakavi Āḻvār, Nammāḻvār’ın hiçbir yere seyahat etmediğini söyler. Sadece Tiruvāymoḻi 10.5.1 pāsuram’ının ilk iki kelimesi olan “kaṇṇan kaḻaliṇai” (கண்ணன் கழலிணை) sözünü bir palmiye yaprağına yazar ve bunu Tamiḻ Saṅgam’ın şairlerine takdim eder. Onlara caṅgappalagai Āḻvār’ın bu iki kelimesini kabul ederse zaten onun görkeminin ortaya çıkacağını söyler. Şairler Madhurakavi Āḻvār’ın fikrini kabul ederler. Madurai’ye dönüp Tamiḻ Saṅgam’ın baş şairine olayları anlatırlar, o da bu tavsiyeyi kabul eder. Āḻvār’ın pāsuram’ını ve o zamanın en büyük 300 şairinin eserlerini birlikte caṅgappalagai’nin üstüne koyarlar. Sihirli tahta diğer tüm eserleri suya düşürür ve Āḻvār’ın sözlerini tek üstünde tutar. Bu da derhal Āḻvār’ın görkemini herkese gösterir. Bunun üzerine saṅgam’ın baş şairi Āḻvār’ı yücelten bir şiir söyler:
īyāḍuvadō garuḍaṟkedirē
iravikkedir minminiyāḍuvadō
nāyōḍuvadō uṟumippulimun
narikēcarimun naḍaiyāḍuvadō
pēyaḍuvadō eḻilūrvacimun
perumānaḍi cēr vaguḷābaraṇan ōrāyiramāmaṟaiyin tamiḻil oru col porumō ulagil kaviyē
ஈயாடுவதோ கருடற்கெதிரே
இரவிக்கெதிர் மின்மினியாடுவதோ
நாயோடுவதோ உறுமிப்புலிமுன்
நரிகேசரிமுன் நடையாடுவதோ
பேயடுவதோ எழிலூர்வசிமுன்
பெருமானடி சேர் வகுளாபரணன் ஓராயிரமாமறையின் தமிழில் ஒரு சொல் பொருமோ உலகில் கவியே
“Nasıl ki,
- Garuḍa’nın uçuşuyla bir sineğin uçuşu,
- Güneşin parlaklığıyla bir ateşböceğinin parlaklığı,
- Bir kaplanın kükreyişile bir köpeğin havlaması,
- Bir aslanın görkemli yürüyüşüyle bir tilkinin sıradan yürüyüşü,
- Urvaśī’nin (bir devaloka dansçısı) güzel dansıyla bir hayaletin dansı
arasında mukayese olmaz, (Śrīman Nārāyaṇan’a sığınan ve vedam’ın özünü binden fazla pāsuram’ında bize sunan) Nammāḻvār’ın tek bir kelimesi bile dünyevi şairlerin yazdığı sonsuz sayıda şiirle karşılaştırılamaz.”
Buna şahit olan şairler derhal Nammāḻvār’ın affına sığınırlar ve ona övgüler yağdırırlar. Böylece Madhurakavi Āḻvār, “guruṃ prakāśayed dhīmān”, yani “Ācāryan’ı herkesin arasında övmeli” ilkesine bağlı kalarak ve böylece sayısız kişinin kemale ermesini sağlayarak yaşamını sürdürmüştür. Bir süre sonra bu saṃsāram’dan ayrılmış, Nammāḻvār’a nitya kaiṅkaryam’da (ebedi hizmette) bulunmak üzere ācārya tiruvaḍi’ye (Ācārya’sının kutsal ayaklarına, yani paramapadam’a) ermiştir.
Madhurakavi Āḻvār’ın Taniyan’ı
avidita viṣayāntaras śaṭhārer
upaniṣadām upagāna mātra bhogaḥ
api ca guṇa vaśāt tadeka śeṣī
madhurakavir hṛdaye mamāvirastu
“Gönlünde Śaṭhāri’den (Nammāḻvār) başka hiçbir gayeye yer vermeyen; ruhunun tek gıdasını onun o kutsal Upaniṣad’larını söylemekten alan ve onun mübarek özelliklerine kalpten bağlanarak onu tek efendisi ilan eden Madhurakavi Āḻvār, sonsuza dek kalbimde taht kursun.”
Madhurakavi Āḻvār’ın arcāvatāra anubhavam’ından burada bahsedilmiştir – http://ponnadi.blogspot.in/2012/10/archavathara-anubhavam-madhurakavi.html.
— Orijinali Sri Sarathy Svami’nin lütfudur: https://acharyas.koyil.org/index.php/2013/01/17/madhurakavi-azhwar-english/
adiyen raghava ramanuja dasan
Kaynaklar: Vyākhyānam’lar, 6000 Paḍi Guru Paramparā Prabhāvam, Periya Tirumuḍi Aḍaivu
Prameyam (hedefimiz) – https://koyil.org
Pramāṇam (kutsal metinlerimiz) – http://granthams.koyil.org
Pramāthā (hocalarımız) – https://acharyas.koyil.org
Śrīvaiṣṇava eğitim/çocuk portalı – http://pillai.koyil.org