śrīḥ śrīmatē rāmānujāya namaḥ śrīmad varavaramunayē namaḥ śrī vānācala mahāmunayē namaḥ
Bir önceki yazımızda (https://acharyas.koyil.org/index.php/2026/01/21/nanjiyar-turkish/) Nañjīyar üzerine konuştuk. Şimdiyse Ōrāṇvaḻi Guru Paramparā’mızın bir sonraki Ācāryan’ına geçeceğiz.

Tirunakṣatram’ı: Kārttikai (ayı), Kārttikai (nakṣatram’ı)
Avatārasthalam’ı: Nambūr
Ācāryan’ı: Nañjīyar
Śiṣya’ları: Vaḍakku Tiruvīdhi Piḷḷai, Periyavāccān Piḷḷai, Pinpaḻagiya Perumāḷ Jīyar, Īyuṇṇi Mādhava Perumāḷ, Naḍuvil Tiruvīdhi Piḷḷai Bhaṭṭar, ve diğerleri
Paramapadam’a Erdiği yer: Śrīraṅgam
Eserleri: Tiruvāymoḻi 36000 paḍi Īḍu vyākhyānam’ı, Kaṇṇinuṇ Ciṟuttāmbu vyākhyānam’ı, Tiruvandādi’lerin vyākhyānam’ları, Tiruviruttam vyākhyānam’ı
Kendisi Nambūr kentinde “Varadarājan” olarak dünyaya geldi, sonrasında Nampiḷḷai diye tanınmaya başladı. Aynı zamanda “Tirukkalikanṟi Dāsar”, “Kalivairi Dāsar”, “Lōkācāryar”, “Sūkti Mahārṇavar”, “Jagadācāryar” ve “Ulagāsiriyar” isimleriyle de tanınır.
Periya Tirumoḻi 7.10.10’da görüldüğü gibi, En Yüce Varlık olan Tirukkaṇṇamaṅgai Emperumān Tirumaṅgai Āḻvār’ın pāsuram’larını çok sevmiş, derin anlamlarını bizzat kendisinden öğrenmek istemiştir. Bunun üzerine Kaliyan (Āḻvār) Nampiḷḷai olarak, Emperumān da Periyavāccān Piḷḷai olarak dünyaya gelir (avatāra).
Nañjīyar Tiruvāymoḻi’ye yazdığı 9000 paḍi vyākhyānam’ın (tefsirin) güzel bir nüshasını yazdırmak ister. Śrīvaiṣṇava’lardan bu işin ehli olan birini sorduğunda herkes Nambūr Varadarājar’ı işaret eder. Varadarājar da Nañjīyar’a onun tiruvuḷḷam’ı (kalbindeki kutsal arzu) yerine gelsin diye bu hizmeti yapacağını söyler. Nañjīyar önce Varadarājar’a 9000 paḍi vyākhyānam’ı baştan sona öğretir. Ardından tefsirin orijinal nüshasını kopyalaması için ona verir. Varadarājar bunun üzerine yazmaya odaklanmak ve görevini çabuk bitirebilmek için Kāvēri Nehri’ni aşıp memleketine gitmeye ve bir süre orada kalmaya karar verir. Tam nehri aşmak üzereyken beklenmedik bir şekilde sel yükselir ve karşıya geçebilmek için yüzmek zorunda kalır. Yüzerken grantham’ın orijinal nüshası elinden kayıp akıntıya kapılır; bu durum onu kedere boğar.
Köyüne ulaştıktan sonra Ācāryan’ı ve öğrendikleri üzerine meditasyon yapar ve 9000 paḍi vyākhyānam’ını hafızasından tekrar yazar. Tamiḻ dili ve edebiyatında uzman olduğundan uygun gördüğü noktalarda vyākhyānam’a güzel anlamlar ekleyip sonunda Nañjīyar’a geri döner ve eseri ona teslim eder. Nañjīyar elindeki vyākhyānam’a baktıktan sonra asıl nüshadan biraz farklı olduğunu tespit eder ve ne olduğunu sorar. Varadarājar gerçekleşen olayı ona anlatır. Nañjīyar duyduklarından son derece memnun olur. Varadarājar’ın ihtişamını gören Nañjīyar ona “Nampiḷḷai” ve “Tirukkalikanṟi Dāsar” isimlerini bahşeder.
Bhaṭṭar ve Nañjīyar’ın Guru-śiṣya ilişkisi ve sohbetleri nasıl asalet ve bilgi doluysa Nañjīyar ve Nampiḷḷai için de aynısı geçerlidir. Bunun bazı örneklerini görelim:
- Nampiḷḷai neden upāyāntaram (karma, jñāna, bhakti yōga) için birçok, fakat śaraṇāgati için az sayıda pramāṇam (kaynak) olduğunu sorar. Nañjīyar öncelikle zaten belli olan bir şey için pramāṇam’a ihtiyaç olmadığını söyler. Eğer biri nehirde akıntıya kapılmış ve batıyorsa, ancak batmayan birine tutunup kurtulabilir. Aynı şekilde biz de saṃsāram’da (dünyevi döngüde) batmakta olduğumuz için her şeyin Hakimi Emperumān’a sığınmak (śaraṇāgati) en doğru upāyam’dır (yol). Ardından Śāstram’dan belli pramāṇam’lar göstererek śaraṇāgati’nin geçerliliğini kanıtlar. Ayrıca bir yolun üstünlüğünü pramāṇam’ların (kutsal metinlerdeki kanıtların) sayısına göre belirlemenin mantıklı olmadığını söyler. Örneğin, bu dünyada sayısız saṃsāri (dünyanın tadını çıkarmak isteyen kişi) ve çok az sayıda sannyāsi (dünyevi zevklerden vazgeçip kendini Hakikate adayan kişi) vardır. Fakat sırf daha çokturlar diye saṃsāri olmak sannyāsi olmaya üstün değildir. Tüm bunları duymak Nampiḷḷai’yi tatmin eder.
- Nampiḷḷai Nañjīyar’a “biri nasıl Śrīvaiṣṇava olduğunu anlar?” diye sorar. Nañjīyar da “arcāvatāram’ın paratvam’ını (Bhagavān’ın tapınaklarda ve evlerdeki formunun mutlak üstünlüğünü) gören, diğer Śrīvaiṣṇava’ları aynı eşi ve çocuğuymuş gibi gören (onlara aynı bağlılığı gösteren) ve eğer bir Śrīvaiṣṇava ona hakaret etse bile bunu memnuniyetle kabul eden kişi Śrīvaiṣṇava olduğunu düşünebilir.”, der.
- Nampiḷḷai Nañjīyar’dan Śrībhāṣyam öğrenirken Nañjīyar Nampiḷḷai’ye kendi Emperumān’ının tiruvārādhanam’ını yapmasını buyurur. Nampiḷḷai de nasıl doğru tiruvārādhanam yapacağını bilmediği söyler – bunun üzerine Nañjīyar Nampiḷḷai’ye (Emperumān’ın arcāvigraha halinde bize erişilebilirliğini/yakınlığını hatırlamak adına birinci ve ikinci kısmının arasında “Sarva maṅgaḷa vigrahāya”yla birlikte) Dvaya Mahā Mantram’ı okuyarak tiruvārādhanam yapmasını – bunun yeterli olacağını – buyurur. Bu kısa hikaye Pūrvācārya’larımızın her şey için Dvaya Mahā Mantram’a bağlı olduklarını gösterir.
- Nampiḷḷai “Emperumān’ın avatāram’larının amacı nedir?” diye sorar. Nañjīyar da “Emperumān kim bhāgavata-apacāram’da bulunmuşsa (O’na sığınan saf kişiliklere hakarette/kötülükte bulunmuşsa) gerekli cezayı çektiğini sağlanmak için avatāram’da bulunup büyük görevler üstüne alır.”, diye cevap verir. (Örneğin, Kaṇṇan Emperumān olarak bhakta’larına birçok kötülük yapan Duryōdhana’nın cezasını çekmesi için tüm gerekeni yapmıştır.)
- Bunun üzerine Nampiḷḷai “Bhāgavata-apacāram nedir?” diye sorar. Nañjīyar da “Kendini Śrīvaiṣṇava’larla eşit görmektir.” der. Āḻvār’ın pāsuram’ları yoluyla Bhāgavata’ların ne kadar yüce olduğunu kanıtlayıp bunlara dayanarak doğumuna, eğitimine vs. bakmaksızın herhangi bir Bhāgavata’nın hep bizden üstün olduğunu düşünmemiz gerektiğini söyler. Ayrıca aynı Āḻvār’ların ve Pūrvācārya’ların yaptığı gibi sürekli diğer Bhāgavata’ların ihtişamlarını düşünüp onlara hep övgüler yağdırmaya çalışmamız gerektiğini söyler.
- Nañjīyar Nampiḷḷai’ye kendini bhagavad viṣaya anubhavam’ına adayan (Tanrı’nın uğurlu özelliklerini tecrübe etmeyi seçen) birinin diğer aiśvarya (güç sahibi olmak), artha (servet sahibi olmak) ve kāma (dünyevi hazların elde edilmesi) gibi lōka viṣaya anubhavam’larından (dünyevi tecrübelerden) tamamen vazgeçmesi gerektiğini söyler. Bunu Āḻvār’ın birçok pāsuram’ı sayesinde açıklar. Aynı zamanda Tirumaṅgai Āḻvār’ın Emperumān’ın yüceliğini gördüğü gibi diğer her şeyden vazgeçtiğinin prabandham’ının ilk pāsuram’ında “vādinēn vādi […] Nārāyaṇa ennum nāmam” (saṃsāram’da acılar çekip geçici şeylerin peşinden koştum, ta ki Emperumān’ın güzel ismi Nārāyaṇa’yı bulana kadar) demesiyle anlaşıldığını söyler. Nampiḷḷai bunu duyarak memnun olur, bundan sonra sonsuza dek Nañjīyar’la birlikte yaşar, sürekli ona hizmet eder ve kālakṣēpam’larını dinler.
- Nañjīyar 100 yıllık yaşamında 100 kere Tiruvāymoḻi kālakṣēpam’ı verir ve Nampiḷḷai Nañjīyar’a Śatābhiṣeka mahōtsavam’ı (töreni) düzenler. Nampiḷḷai Pūrvācārya’ların öğretilerinin hepsini Nañjīyar’ın kālakṣēpam’ları sayesinde öğrenir.
Nampiḷḷai’nin ihtişamı akıl almaz derecede büyüktür ve bazı benzersiz yanları vardır. Hem Tamiḻ hem de Saṃskṛtam dili ve edebiyatında ustaydı. Verdiği derslerde hem Tirukkuṟaḷ, Nannūl, Kamba Rāmāyaṇam gibi Tamiḻ eserlere, hem de Vēdānta, Viṣṇu Purāṇam, Śrī Vālmīki Rāmāyaṇam gibi Saṃskṛtam eserlere sık sık rahatça atıfta bulunurdu. Aynı zamanda tüm vaidika’lar Vālmīki Rāmāyaṇam’ı kabul ettiği için Vālmīki Rāmāyaṇam aracılığıyla Āḻvār veya Aruḷiceyal konusunda herhangi bir şüphe veya soruyu yanıtına kavuştururdu. Bu konuda uzmandı. Onun yüceliğini ve alçakgönüllülüğünü gösteren bazı olayları öğrenelim:
- Nampiḷḷai düzenli olarak Periya Kōyil’deki (Śrīraṅgam) ana tapınağın yakınlarında, doğu tarafında (Periya Perumāḷ’ın kutsal ayaklarının baktığı taraf) ders verirdi. Bugün dahi tapınaktan çıktığımızda o yöne doğru praṇāmam’larımızı sunmamızın adet olması bundandır.
- Bir seferinde Periya Perumāḷ’ın Kendisi uzanmış pozisyonundan kalkıp Nampiḷḷai’nin verdiği upanyāsam’ı tecrübe etmek ister. Tapınağın içindeki fener ve aydınlatmayla ilgilenmekle sorumlu Śrīvaiṣṇava Tiruviḷakku Piccan, Periya Perumāḷ’ı ayaktayken görüp O’nu geri yatağına iter ve arcāvatāram’da hareketsiz olması gerektiğini O’na hatırlatır. Emperumān Nampiḷḷai’nin verdiği upanyāsam’ı tecrübe etmek için arcā samādhi’sini bile bozmuştur!

- Nampiḷḷai’nin verdiği dersler o kadar meşhur olmuştu ki, Śrīraṅgam’da büyük bir topluluk görünce adanmışlar “bu Namperumāḷ’ın mı, yoksa Nampiḷḷai’nin mi topluluğudur?” diye sorar hale gelmişlerdi. Nasıl ki Namperumāḷ tören eşliğinde tapınaktan dışarı çıktığında (puṟappāḍu) birçok kişi oraya akın ediyorsa, Nampiḷḷai de verdiği derslere herkesi çekerdi.
- Nampiḷḷai’nin alçakgönüllülüğü ve tevazusu benzersizdi. Nañjīyar’dan “Nasıl Śrīvaiṣṇava olunur?” bilgisini öğrenmiş ve bunun mükemmel bir örneği olarak yaşamıştır. Bir seferinde Namperumāḷ’ın önündeyken Mudaliyāṇdān’ın soyundan gelen Kantādai Tōḻappar Nampiḷḷai’ye karşı bazı azarlayıcı sert sözler söyler. Kendisi Nampiḷḷai’nin yüceliğini sindiremiyordu, bu da kötü sözler halinde ortaya çıkmıştı. Nampiḷḷai tek kelime bile etmez, bu hakaretlerin karşısında sessiz kalıp kutsal hanesine (tirumāḷigai) döner. Tōḻappar da kendi kutsal hanesine döndükten sonra olanları duyan hanımı onu sert bir tavırla karşılar ve ona güçlü ve doğru tavsiyeler verir ve Nampiḷḷai’nin görkemini açıklar. Nampiḷḷai’nin nilüfer ayaklarına kapanıp ondan af dilemesine ısrar eder. Tōḻappar sonunda hatasını anlayıp artık gece yarısı da olsa Nampiḷḷai’nin kutsal hanesine gitmeye karar verir. Tam dışarı çıkmak için evinin kapısını açtığında az ileride birinin beklediğini görür ve onun Nampiḷḷai’nin ta kendisi olduğunu fark eder. Nampiḷḷai, Tōḻappar’ı gördüğü gibi saygıyla yere kapanıp ona praṇāmam’larını sunar, Tōḻappar ona kızmışsa şüphesiz bir hata işlemiş olması gerektiğini söyler. Tōḻappar Nampiḷḷai’nin yüce gönüllülüğünü görüp şok olur. Her ne kadar kendisi hatalı olsa da Nampiḷḷai kusuru kendi üstüne alıp özür dileyecek kadar nazikti. Tōḻappar derinden etkilenir, hemen yere kapanıp Nampiḷḷai’ye praṇāmam’larını sunar ve ona üstün tevazusundan ötürü “Bundan sonra herkes sizi ‘Lōkācāryar’ (tüm dünyanın hocası) diye bilsin!” der. Sadece onun gibi ihtişam sahibi olmakla beraber sonsuz tevazu sahibi olan birinin “Lōkācāryar” diye tanınabileceğini, Nampiḷḷai’nin bu isme tamamen layık olduğunu söyler. Tōḻappar artık Nampiḷḷai’ye olan nefretinden vazgeçip hanımıyla birlikte ona hizmet etmeye başlar, ve ondan Śāstram’ın tüm anlamlarını öğrenir. Māmunigaḷ bu olaydan Upadēśa Rattina Mālai eserinde bahsedip hem Tōḻappar hem de Nampiḷḷai’yi yüceltir ki sadece bundan bile Nampiḷḷai’nin asaletini anlayabiliriz. Aynı zamanda bu olayda Tōḻappar’ın Nampiḷḷai’ye yakınlaşarak arındığını da görüyoruz. (Nampiḷḷai gibi üstün bir Śrīvaiṣṇava’ya yakın olmak bile kişiyi tüm kötülüklerden arındırır.)
- Parāśara Bhaṭṭar’ın asil soyundan gelen Naḍuvil Tiruvīdhi Piḷḷai Bhaṭṭar Nampiḷḷai’nin saygınlığını görüp ona karşı biraz kıskançlık besler. Bir seferinde kralın sarayına giderken Pinpaḻagiya Perumāḷ Jīyar’dan ona eşlik etmesini ister. Hükümdar her ikisini de yanına davet eder, onlara sambhāvanai (hediye) sunar ve oturacak yer takdim eder. Kral Bhaṭṭar’ın bilgisini anlamak için ona Śrī Rāmāyaṇam’dan bir soru sorar. “Rāmāvatāram’da kimseye yüceliğini (paratvam) göstermeyen Perumāḷ nasıl olur da Jaṭāyu’ya ‘gaccha lōkān anuttamān’ (En Yüksek Kat’a – Paramapadam’a er) der?” diye sorar. (Rāmāyaṇam’da geçen bu olayda Rāma Jaṭāyu’ya sadece Tanrı’nın yapabileceği bir şey olan mōkṣam bahşetmiştir.) Bhaṭṭar hem ne cevap vereceğini bilemez, hem de saygınlığının kırılmasından korkar. O sırada kralın dikkati diğer işlere dağılır. Bhaṭṭar Pinpaḻagiya Perumāḷ Jīyar’a dönüp “Bu soruyu Nampiḷḷai acaba nasıl yanıtlardı?” diye sorar. Jīyar hemen Nampiḷḷai’nin bu soruyu tamamen dürüst bir kişinin tüm cihanları fethedebileceğini söyleyen “satyēna lōkān jayati” ślōkam’ı yoluyla yanıtladığını söyler. Bhaṭṭar bu ślōkam üzerine derinden düşününce anlamını kavrar ve krala “Rāma tamamen dürüst olduğu için, dürüstlüğünün gücüyle zaten istediği kişiyi dilediği yere gönderme kabiliyetine sahiptir.” der. Bu açıklamadan son derece memnun olan kral Bhaṭṭar’ın bilgisini över ve ona büyük bir servet sunar. Nampiḷḷai’nin tek bir sözünün bile sonsuz gücünü gören Bhaṭṭar Nampiḷḷai’ye gidip tüm bu serveti ona sunar. Nampiḷḷai’ye sığınıp onun Śiṣya’sı olur ve artık sonsuza dek hizmetkarı kalır.
Nampiḷḷai’nin yaşamında Śiṣya’larına önemli dersler ve buyruklar verdiği birçok olay vardır. Bunun bazı örneklerini görelim:
- Bir keresinde Nampiḷḷai, Śiṣya’larıyla birlikte Tiruveḷḷaṟai’den Śrīraṅgam’a dönerken Kāvēri Nehri’nin öbür tarafına tekneyle geçmektedir. O sırada Kāvēri Nehri taşmaya başlar ve tekne dengesini kaybetme noktasına gelir. Kayıkçı, teknenin dengesini korumak ve Nampiḷḷai’yi kurtarmak için içlerinden birinin tekneden atlaması gerektiğini söyler. Yaşlı bir hanımefendi bunu duyduğu gibi tekneden atlayıp akıntıya kapılır. Bunu gören Nampiḷḷai çok üzülür. Fakat herkes kıyıya vardığında, yakındaki bir adadan o kadının sesi duyulur; ses, Nampiḷḷai’nin onu kurtardığını söyler. Bu yaşlı hanımefendi yaşam pahasına bile Ācāryan’a hizmeti göstermiştir. Nampiḷḷai ise zorluklarda bile Ācārya’nın hep Śiṣya’sını koruduğunu göstermiştir.
- Bir Śrīvaiṣṇava bir gün Nampiḷḷai’nin hemen yan komşusu olan Śrīvaiṣṇava hanımefendinin yanına gider. O hanımefendiye zaten evi Nampiḷḷai’nin tirumāḷigai’sinin (kutsal hanesinin) hemen bitişiğinde olduğu için, kendi tirumāḷigai’sini Nampiḷḷai’ye vermesi hâlinde Nampiḷḷai’nin tirumāḷigai’sinin genişleyeceğini, bu şekilde daha büyük bir Śrīvaiṣṇava gōṣṭhī’sine (topluluğuna) fayda sağlayacağını söyler. Śrīvaiṣṇava hanımefendi önce tereddüt etse de sonunda Nampiḷḷai’ye gider ve ondan evi karşılığında kendisine Paramapadam’dan (En Üstün Alem’den) bir yer ayırtmasını ister. Nampiḷḷai bunu memnuniyetle kabul eder ve emin olması için bir not da yazar. Birkaç gün sonra Śrīvaiṣṇava hanımefendi carama śarīram’ını (dünyevi döngüden kurtulmadan önceki son bedenini) terk edip Paramapadam’a erer.
- Nampiḷḷai’nin iki hanımı vardı. Bir keresinde Nampiḷḷai ilk hanımına kendisi hakkında ne düşündüğünü sorar. Hanımı, onu Emperumān’ın bir avatāram’ı olarak gördüğünü ve ona kendi Ācāryan’ı olarak hizmet ettiğini söyler. Daha sonra ikinci hanımına kendisi hakkında ne düşündüğünü sorar. O da Nampiḷḷai’yi sevgili kocası olarak gördüğünü söyler. Nampiḷḷai bunun üzerine ona ilk hanımına hizmet etmesini ve Śrīvaiṣṇava’ların Śēṣa prasādam’ını kabul etmesini salık verir. Śrīvaiṣṇava Śēṣam’ı kabul etmenin onu arındıracağını, niṣṭhai’sini (tavır/duruşunu) bedensel/dünyevi bilinçten (karı-koca) manevi bir anlayışa (Ācārya-Śiṣya) yükselteceğini söyler.
- Mahābhāṣya Bhaṭṭar Nampiḷḷai’ye caitanyam’ının (gerçek bilginin) farkına varan bir Śrīvaiṣṇava’nın ne düşünmesi gerektiğini sorar. Nampiḷḷai ise böyle bir Śrīvaiṣṇava’nın, Emperumān’ı hem upāyam (araç) hem de upēyam (amaç) olarak görmesi gerektiğini; başlangıcı olmayan bu saṃsāra hastalığından kendisini kurtaran Ācārya’sına daima minnet duyması gerektiğini; Śrībhāṣyam yoluyla ispatlanan Emperumānār Siddhāntam’ın (Rāmānuja’nın felsefesinin) tek hakikat olduğunu sürekli hatırlaması gerektiğini söyler. Ayrıca Śrī Rāmāyaṇam’ı öğrenmek ve üzerine tefekkür etmek yoluyla bhagavad guṇānusandhānam’da bulunması (Bhagavān’ın sonsuz güzel özellikleri üzerine meditasyon yapması) ve zamanının tümünü Āḻvār’ın Aruḷiceyal’ının engin deryasına dalarak geçirmesi gerektiğini söyler. Ve son olarak bu yaşamın sonunda (Ācārya’sının merhametiyle) Paramapadam’a ulaşacağına dair sağlam bir güveninin olması gerektiğini söyler.
- Pāṇḍiya Nāḍu’dan gelen bir grup Śrīvaiṣṇava Nampiḷḷai’yi ziyaret edip ona Sampradāya’mızın asıl özü nedir diye sorarlar. Nampiḷḷai de bunun üzerine onlara deniz kıyısını düşünmelerini gerektiğini söyler. Bunu duyunca şaşkınlığa uğrayan Śrīvaiṣṇava’lar, deniz kıyısında üzerine düşünülmesi gerekenin ne olduğunu sorarlar. Nampiḷḷai, Cakkaravartti Tirumagan’ın (Śrī Rāma’nın) Rāvaṇa ile savaşmadan önce deniz kıyısında bir çadırda istirahat ettiğini ve bu sırada O’na hizmet eden maymunların O’nu korumak için etrafı gözetlediklerini söyler. Fakat Bhagavān’ın hizmetkarları kendi yorgunluklarına yenik düşüp uykuya dalarlar. Bunun üzerine Emperumān’ın Kendisi onları korumak için etrafı gözetlemeye başlar. Nampiḷḷai, Emperumān’ın bizi uykudayken bile koruduğunu, bu yüzden biz uyanıkken de kesinlikle aynısını yaptığını ve bu sebepten dolayı “sva rakṣaṇē sva anvayam”dan (kendi kendimizi koruduğumuzu düşünmekten) tamamen vazgeçmemiz gerektiğini söyler.
- Nampiḷḷai’nin dēvatāntara bhajanam (En Yüksek Varlık Śrīman Nārāyaṇa’dan başka bir dēvatā’ya tapmak) üzerine verdiği eşsiz bir cevap vardır. Biri bir gün Nampiḷḷai’ye gelip “Zaten nitya karma’nızın bir parçası olarak (Vēdik görevleri yerine getirmek için günde üç sefer yapılan sandhyāvandanam gibi ritüeller esnasında) dēvatāntaram’lara (Indra, Varuṇa, Agni, Sūrya gibi diğer sınırlı varlıklara) tapmaktasınız. Pekala neden onların tapınaklarına gitmezsiniz?”, diye sorar. Nampiḷḷai anında zekice bir cevap verir; “Yāgam’daki (ateşin bulunduğu bir dini ritüel) Agni’ye (ateşe) dokunmanız, mezarlıktaki (ölüleri yakan) agni’den ise uzak durmanız nedendir?” diye sorar, ve şöyle devam eder; “Aynı şekilde biz de Śāstram Emperumān’ı tüm dēvatā’ların antaryāmi’si (ruhunun Ruhu) olarak görüp nitya karma’ların bhagavad ārādhanam (Bhagavān’a ibadet) olarak yerine getirilmesini emrettiğini için bunu yerine getiririz. Aynı Śāstram Emperumān’dan başka kimseye tapılmamasını da söyler, bu yüzden diğer tapınaklara gitmeyiz. (Yani aslında nitya karma’larda tapılan tek varlık tüm dēvatā’ların antaryāmin’i Nārāyaṇa’dır, ve En Yüksek Varlığa yönelen mumukṣu’lar diğer dēvatā’lara nitya karma’lar dışında yaklaşmazlar.) Ayrıca bu dēvatā’lar tapınaklarda ibadet gördüklerinde rajō guṇa (ihtiras, gurur vs.) geliştirmeye meyilli olup en üstün olduklarını düşünmeye başlarlar. Bizler (Śrīvaiṣṇava’lar) sattva guṇam’da (iyilik, huzur, tevazu vs.) olduğumuz için rajō guṇam’da olan diğer dēvatā’lara tapmayız.” (Ve sadece en yüksek Brahman, var olan her şeyin asıl kaynağı olan Śrīman Nārāyaṇa’ya taparız.) Tüm bunları göz önünde bulundurduktan sonra başka dēvatā’lara tapmaktan (dēvatāntara bhajanam’dan) kaçınmak gerektiği daha da açık olabilir miydi?
- Bir seferinde bir Śrīvaiṣṇava Nampiḷḷai’yi ziyaret ettiğinde onu zayıflamış halde gördüğünü söyler. Nampiḷḷai de ātmā (ruh) ilerledikçe beden kendiliğinden zayıflar diye cevap verir.
- Başka bir Śrīvaiṣṇava da Nampiḷḷai’ye neden güçlü görünmediğini sorar. Nampiḷḷai, Emperumān’a tapmaya yetecek gücü olduğunu, savaşa gitmediği için o kadar güce ihtiyacı olmadığını söyler. Bu olay bir Śrīvaiṣṇava’nın bedensel kuvvet hakkında fazla endişe duymaması (ve tamamen Emperumān’a odaklanması) gerektiğini gösterir.
- Nampiḷḷai hastalandığında bir Śrīvaiṣṇava endişelenir. Nampiḷḷai ise, Śāstram’da “Emperumān’a tamamen teslim olmuş olanlar Mṛtyu Dēva’nın (ölümün) gelmesini memnuniyetle beklerler.” diye söylendiği için herhangi bir ızdırabı iyi karşılamamız gerektiğini söyler.
- O sırada bazı Śrīvaiṣṇava’lar Nampiḷḷai’ye olan derin sevgilerinden ve Eṅgaḷāḻvān’ın buyruğu doğrultusunda Nampiḷḷai’ye bir rakṣā bağlamak onu hastalıktan iyileştirmek isterler. Nampiḷḷai ise bunu kabul edemeyeceğini söyler. Śrīvaiṣṇava’lar Nampiḷḷai’nin bu tavrının sebebini merak edip “Bir Śrīvaiṣṇava’nın kendi bedeniyle ilgilenmemesini anlayabiliriz; fakat bir başka Śrīvaiṣṇava’nın hastalığını tedavi etmek istemekte ne gibi bir sakınca olabilir?” diye sorarlar. Nampiḷḷai, eğer kendi şifamız için çabalıyorsak, bu, svarūpam’ımızın (öz doğamızın) tamamen ve yalnızca Emperumān’a ait olduğunu yeterince idrak edemediğimizi gösterir. söyler. Yok eğer bir başkasını iyileştirmeye kalkışıyorsak, bu da Emperumān’ın jñānam (mutlak ilim) ve śakti (kudret) sıfatlarını tam kavrayamadığımız anlamına gelir. Zira bir bhakta’nın şifası da yalnızca Emperumān’dan beklenmeli, O’na tam bir teslimiyet gösterilmelidir. Nampiḷḷai’nin niṣṭhai’si (tavrı, duruşu) buydu, böyle yaşardı. Buna rağmen, Māṟanēri Nambi’nin acı çeken Āḷavandār’a hizmet etmesi örneğinde olduğu gibi; bizler, sıkıntı içindeki diğer Śrīvaiṣṇava’lara bakmanın ve hizmet etmenin vazifemiz olduğunu unutmamalıyız.
- Nampiḷḷai’nin Ācārya puruṣa ailelerinden (büyük Ācārya’ların soyundan) birçok Śiṣya’sı vardı. Onun Śrīraṅgam’daki zamanı herkesçe “nālaḍikkālam” (en iyi zamanlar) diye övülür. Nampiḷḷai’nin Śiṣya’ları Naḍuvil Tiruvīdhi Piḷḷai Bhaṭṭar 125000 paḍi, Vaḍakku Tiruvīdhi Piḷḷai ise 36000 paḍi (Īḍu) olmak üzere Āḻvār’ın Tiruvāymoḻi’sine vyākhyānam yazmışlardır. Fakat Nampiḷḷai, Bhaṭṭar’ın vyākhyānam’ını fazla detaylı bulduğu için (bu kadar detaylı bir vyākhyānam’dan sonra artık başkası bir Ācārya’dan Tiruvāymoḻi kālakṣēpam’ı dinlemek istemeyebilir diye) yok etmiştir. Diğer grantham’a ise el koyup sonradan bizzat Aḻagiya Maṇavāḷa Māmunigaḷ bu eseri herkese yaysın diye Īyuṇṇi Mādhava Perumāḷ’a teslim etmiştir. Aynı zamanda Śiṣya’sı Periyavāccān Piḷḷai’ye Tiruvāymoḻi’ye bir vyākhyānam yazmasını buyurmuş, o da derhal Nampiḷḷai’yi memnun edecek bir 24000 paḍi vyākhyānam yazarak arzusunu yerine getirmiştir.
- Nampiḷḷai Periya Kōyil Vaḷḷalār’a “kulam tarum”un anlamını sorduğunda (Periya Tirumoḻi, 1.1.9’da Āḻvār ‘kulam tarum’ diyerek “Nārāyaṇa” adının kişinin iyi bir ailede doğmasını sağladığını söyler. Bunun asıl anlamı görüleceği üzere kişiyi Śrīvaiṣṇava’lar ailesine katmasıdır.), Vaḷḷalār “kulam’ım (ailem) başta doğduğum aile iken sonradan (Nampiḷḷai’nin kulam’ı olan) Nambūr kulam olduğunda, ‘kulam tarum’ gerçekleşmiştir.”, der. Bu, Periyāḻvār’ın Śrīsūkti’sinde paṇḍai kulam’dan (bedensel olarak doğduğu aileden) toṇḍa kulam’a (Ācārya sambandham yani Ācārya ile yakınlık ve kaiṅkaryaśrī yani Bhagavān ve Ācārya’ya hizmetin servetine) geçtiğini söylemesiyle aynıdır. Nampiḷḷai işte bu kadar yüceydi.
Son olarak Periyavāccān Piḷḷai’nin Periya Tirumoḻi 5.8.7’e (Ēḻai Ētalan padigam’ındaki Othu vāimaiyum pāsuram’ı) olan vyākhyānam’ında Nampiḷḷai’den nasıl bahsettiğini inceleyelim. Periyavāccān Piḷḷai bu pāsuram’da geçen “antaṇan oruvan” (eşsiz alim) terimini açıklarken bunu fırsat bilip kendi Ācāryan’ının görkeminden bahseder. Ācāryan’ının eşsiz konumunu devamdaki kelimelerle dile getirir: “Muṟpaḍa dvayattaik kēṭṭu, itihāsa purāṇaṅkaḷaiyum adhikarittu, parapakṣa pratikṣēpattukkuḍalāka nyāyamīmāṃsaikaḷum adhikarittu, pōtupōkkum aruḷiceyalilēyāmpaḍi Piḷḷaiyaippōlē adharippikka vallavanaiyirē oruvan enbadu”. Basitçe anlamı; “Nampiḷḷai gibi önce (Ācāryan’ından) Dvayam’ı duyan, sonra Purāṇa ve Itihāsa’ları öğrenen, Nyāya ve Mīmāṃsā ekollerinde bāhya/kudṛṣṭi’leri münazarada kolayca alt edebilecek şekilde uzman olan, ve zamanının tümünü Āḻvār’ın Aruḷiceyal’ını (Bhagavān’ın güzel özelliklerini yücelten Tamiḻ Divyaprabandham’ını) ve derin anlamlarını öğrenmek ve öğretmekle geçiren biri eşsiz bir alim olarak anılabilir.” şeklindedir. Burada Periyavāccān Piḷḷai aynı zamanda Sāndīpani Muni’yi (Kṛṣṇa’nın Kendi Ācāryan’ı) biraz Nampiḷḷai’ye benzetmektedir. (Nampiḷḷai aslında Sāndīpani Muni’den bile çok daha üstündür, çünkü Nampiḷḷai sadece bhagavad viṣayam ile ilgilenirken Sāndīpani Muni Kaṇṇan’ın Mukunda yani mōkṣa veren En Yüce Varlık olduğunu bildiği için ondan ölmüş çocuklarını hayata geri getirmesini istemiştir. Nampiḷḷai Bhagavān’dan başka hiçbir şey arzulamaz, O’ndan herhangi bir şey istemeyip sadece O’na sevgi dolu hizmetini sunardı.)
Hem Tamiḻ hem de Saṃskṛtam eserlerde uzmandı, verdiği dersler öğrencilerini büyülerdi. Nampiḷḷai sayesinde Tiruvāymoḻi her zamankinden geniş bir kitleye yayılmış ve Aruḷiceyal’ın derin anlamları herkes tarafından anlaşılmıştır. Piḷḷān’ın 6000 paḍi’si dışında Tiruvāymoḻi’ye yazılan diğer dört vyākhyānam’ların hepsi Nampiḷḷai ile bağlantılıdır:
- 9000 paḍi başta Nañjīyar tarafından yazılmış olsa da, görmüş olduğumuz gibi sonradan Nampiḷḷai tarafından tekrar yazılıp eşsiz detay ve anlamlarla süslenmiştir.
- 24000 paḍi vyākhyānam ise az önce bahsettiğimiz gibi Periyavāccān Piḷḷai tarafından Nampiḷḷai’nin öğreti ve buyruklarına dayanarak yazılmıştır.
- 36000 paḍi ise, Vaḍakku Tiruvīdhi Piḷḷai tarafından Nampiḷḷai’nin kālakṣēpam’larına (verdiği derslere) dayanarak yazılmıştır.
- 12000 paḍi de Periyavāccān Piḷḷai’nin Śiṣya’sı Vādi Kēsari Aḻagiya Maṇavāḷa Jīyar tarafından yazılmış olup bu tefsirin açıklamalarının Nampiḷḷai’nin 36000 paḍi vyākhyānam’ını yakından takip ettiği açıktır.
Sadece bunlar değil, Nampiḷḷai bir de sonsuz merhametinden sampradāya’mızın iki görkemli direği Piḷḷai Lōkācāryar ve Aḻagiya Maṇavāḷa Perumāḷ Nāyanār’ın temellerini atmıştır. Pūrvācārya’larımızdan öğrendikleri bilgiler doğrultusunda Piḷḷai Lōkācāryar Śrīvacana Bhūṣaṇam, Nāyanār ise Ācārya Hṛdayam eserini bize merhametle sunmuştur. Buna bir sonraki yazımızda (Vaḍakku Tiruvīdhi Piḷḷai’nin görkemini ele aldığımızda) değineceğiz.

Nampiḷḷai carama tirumēni’sini Śrīraṅgam’da terk eder, Paramapadam’a erer. Naḍuvil Tiruvīdhi Piḷḷai Bhaṭṭar bunun üzerine başını tamamen kazıtır (Śiṣya veya oğulun Ācāryan’ı ya da babası Paramapadam’a erdiğinde kendini tıraş etmesi gerekir.). Bhaṭṭar’ın kardeşi bundan hoşnut olmaz (çünkü Parāśara Bhaṭṭar’ın soyundan gelen herkes, Bhaṭṭar Raṅganātha’nın oğlu olduğu için bizzat Raṅganātha’yı kendi babaları olarak görürler.), ve Namperumāḷ’a gidip bu durumu anlatır. Bhaṭṭar, Namperumāḷ’a Nampiḷḷai ile olan ilişkisinin kendi ailesinden bile üstün olduğunu söyleyince Namperumāḷ (Raṅganātha) çok memnun olur.
Nampiḷḷai’nin nilüfer ayaklarında biz de onun gibi Emperumān ve Ācāryan’a bağlı olalım diye dua edelim.
Nampiḷḷai’nin Taniyan’ı
vēdānta-vēdya amṛta vārirāśēr
vēdārtha-sāra amṛta pūramagryam
ādāya varṣantam aham prapadyē
kāruṇya-pūrṇam kalivairidāsam
“Kendisi de bir nektar okyanusu olan Vēdānti Nañjīyar’dan, Vēda’nın nektar misali özünü öğrenen ve onu adeta (nektar yüklü) bir yağmur bulutu gibi üzerimize yağdıran, merhamet dolu Kalivairidāsar’a (Nampiḷḷai) sığınırım.”
Bir sonraki yazımızda Vaḍakku Tiruvīdhi Piḷḷai’nin vaibhavam’ını göreceğiz.
adiyen raghava ramanuja dasan
orijinali Sri Sarathy Svami’nin lütfudur: https://acharyas.koyil.org/index.php/2012/09/16/nampillai-english/
Kaynaklar: 6000 paḍi Guru Paramparā Prabhāvam, Periya Tirumuḍi Aḍaivu, Vyākhyānam’lar, Yatīndra Pravaṇa Prabhāvam.
Prameyam (hedefimiz) – https://koyil.org
Pramāṇam (kutsal metinlerimiz) – http://granthams.koyil.org
Pramāthā (hocalarımız) – https://acharyas.koyil.org
Śrīvaiṣṇava eğitim/çocuk portalı – http://pillai.koyil.org